Turgenyev'in Lüzumsuz Adamı Gerçekçidir

Lüzumsuz Bir Adamın Günlüğü Turganyev
"Aylaklık bütün psikolojinin başıdır" der Nietzsche... Ne dersiniz? Eminim hepiniz bir lüzumsuz adam karakterini çok sevmişsinizdir. Flâneur en kısa tarifiyle "aylak kent gezgini" anlamına gelir. Fransızca kökenli bir terim. Flâneur kelimesi ilk olarak 1863'te Charles Baudelaire tarafından Modern Hayatın Ressamı adlı yazısında kullanıldı. Baudelaire, flâneur'ü 'dunyanin merkezinde iken dünyayı gözlemlemek ama dünyadan sakli kalmak isteyen bir gozlemciydi'. Walter Benjamin'in flâneur'ü ise entelektüel ama icinde bulunduğu toplumda kendini tedirgin hisseden biriydi. Fransız filozof Jean Paul Baudrillard ile Baudelaire'in flâneur'ü ise birbirinden farklı. Baudrillard'ın flâneur'ü televizyon ekranının karşısında koltuğa çivilenmis halde. Ünlü sosyolog Zygmunt Bauman'a göre ise, günümüzün flâneur'ü postmodernitenin tipik bir figürü, ancak şehri deneyimleyen bir hayalperest olarak hala belirsizliğin, anlik veya parça parça ilişkilerin sembolü olmaya devam ediyor. Polonyalı filozof Stefan Morowski, Baudrillard ve Bauman'dan farklı olarak, çağdaş flâneur'ün gücüne ve etkinliğine inanmayı sürdürüyor. Modern flâneur'ün kitle üretiminin kültürel baskısına boyun eğmediğini dile getiren Morowski, bir adım ileri giderek onu kahramanlaştırıyor, şeytanlarla savaşan 'Son Mohikan' olarak nitelendiriyor. Dostoyevski'nin 'Yeralti Adami',  Gonçarov'un 'Oblomov'u', Robert Musil'in 'Ulrich'i', Sait Faik'in 'Lüzumsuz Adam'ı, Turgenyev'in 'Çalkaturin'i' Yusuf Atılgan'ın 'Aylak Adam'ı... Aslında bir bakıma Turgenyev'in Babalar ve Oğullar kitabındaki Bazarov da bir lüzumsuz adamdır. Bence lüzumsuz adam özgür adamdır. Bizlerin dile getiremediği şeyleri rahatlıkla kusan adamdır. Belli bir dünyevi değerleri hayatının önüne koymadığı kişidir. Olduğu gibidir. Hangimiz olduğu gibi davraniyor ki? Hep bir etrafımıza daha şirin ,daha iyi ,daha entellektüel gözükmek icin aslinda hic sevmediğimiz, zevk almadığımız şeyleri sanki bayılıyor gibi anlatmiyor muyuz? Elalem ne der kalıbının dışına çıkabiliyor muyuz? Belki bazen çok nadir? Ne zaman bir lüzumsuz adam ile bir yeraltı adamı ile karşılaşsam garip oluyorum. Sanırım kıskanıyorum da neden onun gibi olamiyorum diye. Mesala Oblomov hepimizi sinir etmiştir, ama yine de çok severiz onu, kiskaniriz da aslinda rahatlığını. Bazarov kadar kimseye kızmadım ama daha sonra gördüm ki adamın rahatlığı paha biçilemez. Ya Dostoyevski'nin yeraltı adamı? "Ben hasta bir adamim" diye başlar. Hangimiz bunu kendine karşı itiraf edebilir ki? Bilemiyorum... Belki ben de birgün gıpta ettiğim bir lüzumsuz adam ya da yeraltı adamı olabilirim. Bu kavramı araştırdıkça bunlar çıktı. Aslında sayfalarca yazılır. Ama siz de biliyorsunuz ki uzadıkça okumak da zor geliyor. Belki de sadece içimizi dökmek icin yazıyoruz. Belki birgün ben de "Ben bir hasta adamım" veyahut "Bugün hiç yataktan çıkmak istemiyorum." Ya da Sait Faik'in Lüzumsuz Adamı gibi " Ben bir acayip oldum. Gözüm kimseyi görmüyor, kimsenin kapımı çalmasını istemiyorum. Dünyanın en sevimli insanları olan posta müvezzilerinin bile...." Değil mi kim bilir? Dediğim gibi araştırdıkça bunlar çıktı. Lüzumsuz adam gerçekçidir. Sevgilerle...

Kadir Şarkı / Okuyorum.org

Yorum Gönderme

0 Yorumlar