ARTHUR MILLER'İN PULİTZER ÖDÜLLÜ OYUNU: SATICIN ÖLÜMÜ

SATICIN ÖLÜMÜ ARTHUR MILLER
Arthur Miller ’in (1915-2005) Pulitzer Ödülü almış ve başyapıtı olarak kabul edilen Satıcının Ölümü adlı oyunu, başarılı olmaya çabalayan ve giderek çaresizlik içine düşen bir satıcının, başarılı olmayana yaşama hakkı tanımayan kapitalist düzene direnmeye çalışmasının öyküsünü eleştirel bir anlatımla önümüze seriyor.
Oyun, Willy LOMAN’ın (satıcının) evinde geçer. Evde Satıcının iki oğlu (Biff ve Happy) bir de karısı Linda yaşar. Oyunda kişilik gelişimini hikâye devam ederken geçmişe gitmelerle ve satıcının devamlı görmüş olduğu yanılsamalarla takip ederiz. Oyunlarda geçmişi göstermek genelde zor ve bazen karmaşıklık doğursa da Arthur Miller bu işin üstesinden iyi bir şekilde gelmiş, oyunu okurken hiç de göze batmıyor çünkü bu zamanda geriye sıçramalar. Willy LOMAN artık yaşlanmış ve yorgun durumdadır. Oğullarını herkesten farklı ve üstün görmesine rağmen, onlarda hayatta dikiş tutturamamış ve zor durumdadırlar. Oğullarının neden bu durumda olduğunu, satıcının onları yetiştirirken yaptığı hataları(trajikomik) bir şekilde görürüz. Oyunda en çaresiz kişi ise satıcının karısı Linda dır. Linda her şeyi görüp bilmesine rağmen hiçbir şeyden haberi yokmuş gibi davranır ve kocasının anlattığı her şeye inanmış gözükür. Linda hem bu tutumdan vazgeçmezken hem de kaçınılmaz sonu önlemeye çalışır ve de bunu mümkün olduğu kadar kocasına belli etmeden yapar. Satıcı devamlı kendini ve etrafındakileri boş hayallere, olmayacak düşlere hatta herkesin bildiği ama sesini çıkarmadığı yalanlara inatla inandırmaya çalışır. Willy LOMAN kitabın sonlarına doğru iyice zıvanadan çıkar ve tek çıkış yolunun ölüm olduğunu anladığında kendine yalanlar söyler, ölümünün ne kadar muhteşem olacağından ve herkesin mezarında toplanıp ona içten içe hak vereceğini düşünerek ölür. Mezarında sadece dört kişi toplanır ve sadece karısı ona hak verir. O da yanıldığını bilmesine rağmen.  
Hüseyin Çelebi/ Okuyorum.org

Yorum Gönderme

0 Yorumlar