29 Nisan 2018 Pazar

Momo Kitap Yorumu Michael Ende

Çocuk edebiyatında iz bırakmış, öne çıkmış, kültleşmiş her eser için sorulan ve cevabı verilmekte zorlanan bir soru vardır; Bu hikaye çocuklar için midir, yoksa yetişkinler için mi? Örnek mi; Klasiklerden Küçük Prens, Alice Harikalar Diyarında, modernlerden Yüzüklerin Efendisi ve Harry Potter.
Momo  Michael Ende
Tuhaf Dergisinin Nisan ayının konusu da “Küçük Prens” ve derginin ilgili sayfalarında sorulan temel soru da bu, “Küçük Prens” bir çocuk kitabı mıdır, yetişkin kitabı mı? İçinde yer aldığım Kitap Ağacı Ailesinin, Nisan ayı kategorisi çocuk kitaplarıydı ve yapılan oylama sonucunda “Momo” Nisan ayının kitabı seçildi. Yetişkin bir okur grubunun, aylık okuma listesine bir çocuk kitabı eklemesi biraz garip gelebilir. Oysa biraz detaylı düşününce, bir yetişkin bile olsanız çocuk kitaplarının hiçbirimize uzak edebi eserler olmadığını kolaylıkla görebilirsiniz. Aslında okul öncesi ve ilkokul çağında çocuğu olan her bireyin çocuk kitaplarına aşina olması gerekir. Her çocuğa ait ufak da olsa bir kitaplık oluşturmak, çocuğa kitap okuma alışkanlığı yaratmak adına önemli bir adım. Çocuk kitapları için elbette ilk akla gelenler klasikler. İnsanlar çocukları için, ilk olarak Pamuk Prenses ve Kırmızı Başlıklı Kız ile başlayan, Jules Verne, Ömer Seyfettin, Charles Dickens’ın kitapları ile devam eden bir seriyi takip ediyorlar. Oysa çocuk edebiyatı da, yetişkin edebiyatı gibi oldukça dinamik ve sürekli yeni yayınlar piyasaya çıkıyor. Artık belirli başlı tüm yayınevlerinin çocuk edebiyatı kategorisi mevcut. Bu konuda başlı başına uzmanlaşan yayınevleri de var; Günışığı Yayınları, Can Yayınları, Doğan ve Egmont Yayınları, 1001 Çiçek Yayınları, Epsilon Yayınları ve Yapı Kredi Yayınları ilk dikkatimi çekenler. Son dönemde benim çocuklarımın daha çok ilgisini çekenler ise Saftirik benzeri yarı çizgi yarı metin, sayfalarının dinamik kullanıldığı kitaplar. Bu örneğe baktığımızda, Michael Ende’nin “Momo” isimli romanı ara ara çizim barındırsa da, bir yetişkin kitabı formatında. Yaklaşık 300 sayfalık hikâye, kalınlığı ile çocukları biraz ürkütmekte. Ancak kapak tasarımının etkisi konusunda karar vermekte zorlandım. Çünkü bana, yetişkin algısına daha uyumlu bir kapak gibi görünse de kızım da kapaktan etkilendi. 
“Momo” küçük bir sokak kızının hikâyesini içeriyor. Kızın kökeni ve nereden geldiği hakkında bir bilgimiz yok. Sokak çocuğu olması ise mağdur olduğu anlamına gelmiyor. Hayatından şikâyeti olan bir çocuk değil. Zaten yerleştiği bir antik tiyatro harabesinde, yakın mahallenin insanları ona yeterince destek veriyorlar. Harabelerin arasında küçük bir oda düzenleniyor ve düzenli olarak yemek gönderiliyor. Momo da bu iyilikleri karşılıksız bırakmıyor. Mahallenin çocukları, Momo’nun yanında bulunmaktan ve onunla oyun oynamaktan keyif alıyorlar. Yetişkinleri ise onunla teselli buluyor ve sorunlarına onunla birlikte çözüm üretiyorlar. Momo’nun tek bir yeteneği var. Karşısındaki insanı sabırla ve yeterince dinlemesi. Sırf bu dinleme ile karşındaki insanların huzur bulmalarına, mantıklı düşünebilmelerine ve yaratıcı olabilmelerine yardım ediyor. Hikâye, güzel bir gecekondu dayanışması ile devam ederken, kentte yaşanan bir gelişme tüm düzeni altüst etmeye başlıyor. Kent gittikçe büyüyor ve insanların günlük yaşamlarında daha az boş zamanları olmaya başlıyor. Ve Momo bu gelişmelerin arkasında Duman Adamların ve onların bağlı olduğu Zaman Tasarruf Şirketinin bulunduğun fark etmesi ile hikâye farklılaşıyor. 
“Momo” aslen bir modern zaman eleştirisi. Ancak modern yaşamın insanların yaşam tarzlarını değiştirmesini, bir masal formu ile anlatmaya çalışması romanı oldukça farklılaştırmış. Giderek boş zamanı azalan insanlar mevzusunu, orijinal bir kurgunun içine yerleştirerek anlatmaya çalışıyor. Zamanının merkezi olan Hiçbir Yerde Evi ve onun yönetici Hora Usta çocukların hayal dünyasına hitap etme konusunda oldukça iyi kurgulanmış masal ögeleri. 
Zaman Tasarruf Şirketinin faaliyeti öncesinde sokaklarda oynayan çocukların, ardından yetişkinlerin iş vakitlerine tehdit oluşturmaları nedeni ile çocuk depolarına gönderilmeleri ise aslında modern zamanın eğitim sistemine bir eleştiri. Okullar çocukların eğitilmesi için oluşturulmuş merkezler mi, yoksa kentlerde ve yetişkin insanların arasında ayak bağı olmasın diye tasarlanmış toplama kampları mı? Belki de, hayal güçleri yetişkin olmalarını engelleyen çocukları en kısa ve verimli yoldan yetişkin yapmak için kurulan hayal gücünü yok etme merkezleridir. Michael Ende romanı ile bize esas olarak şu soruyu sorduğunu düşünüyorum; Kapitalizm insanın emeğini mi yoksa zamanını mı sömürüyor? Bence Ende’nin, romanda verdiği cevap ikincisi. Çünkü kapitalizmde sömüren kişiler bile zamansızlıktan dert yanıyorlar, çocukları ile yeterince ilgilenemiyorlar ve hatta kazandıkları paraları harcayabilecekleri zaman bulamıyorlar. Ancak Ende’nin romanında dikkatimi çeken bir nokta daha oldu. Momo’nun arkadaşı, hikâye anlatıcısı Gigi’nin anlattığı bir hikâyede, dünyayı kendi görüşleri doğrultusunda değiştirmek isteyen acımazsız zalim Despot Marksentius Kommunus’dan bahsediliyor. “Marks”, “Kommunus” ve “dünyayı değiştirmek” ifadeleri bir araya gelince insanın aklına tek bir insan geliyor; Karl Marks. Açıkçası bu hikâye parçasındaki tüm unsurlar bu isme işaret ediyor. Dünyayı değiştirmek isterken başka bir dünya kuran ama ne hikmetse kurduğu dünya eskisinden farklı olmayan bir karakter tarif edilmiş. Karl Marks’ın önerdiği yeni dünyanın başarısız olduğu iddia edilebilir ama en azından bir fikir adamı olarak despot ve zalim olarak tanımlanması oldukça ilginç. Bir çocuk kitabında bu tip bir benzetmenin ve hikayeleştirmenin yer alması da bir o kadar ilginç. Ama bu Ende’nin, izm’lerle arası olmayan hümanist bir yanı olduğunu da gösteriyor olabilir. Çünkü hikâyenin içeriğinden, toplumsal sistemlerdeki otoriter yapılarla sorunları olduğunu çıkarmak mümkün. “Momo” bir çocuk kitabı mı, yoksa yetişkin kitabı mıdır, sorusuna benim verebileceğim yanıt, yetişkinler tarafından çocuklarına okunması gereken bir kitap olduğudur. Bu şekilde her iki yaşam çağına da seslenecektir.
Momo
Michael Ende
Pegasus Yayınları
304 Sayfa
Sinan Tütüncüler

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

OKUYORUM

Okuyorum.org, kitaplar ve yazılı eserler hakkında çeşitli meslek gruplarından kişilerin görüşlerini paylaştıkları blogdur. Kitapların içerikleri hakkında bilgi alabilir, yorumları, aktuel konuları, yazarlarla söyleşileri okuyabilir, sizlerde yorumlarınızla aramıza katılabilirsiniz.




KİTAP FUAR TAKVİMİ 2017-2018

Anadolu'da düzenlenen kitap fuarları sayısı her geçen gün artıyor, vatandaşlar kitap fuarlarına yoğun ilgi gösteriyor.  Vatandaşların...

Kitap Blogu Arşivi İçin Tıklayınız