23 Aralık 2017 Cumartesi

Çocukluğumun Soğuk Geceleri Tezer Özlü

Sartre'ye göre insan önce, sadece vardır. Daha sonraki süreçte kendi özünü davranış ve tutumlariyla yaratir. Yani insan var olur ve kendi özünü, özgünlüğünü, seçimlerini, bilincini oluşturur. 
Çocukluğumun Soğuk Geceleri  Tezer ÖzlüCamus ise bu konuda, "insan yaptıklarından sorumludur" der. O halde varlığın, Öz'un temeli bilinçli yaptığımız eylem ve tercihlerdir. Bunun için de en elzem olan şey özgürlük... İnsanoğlu sosyal bir varlıktır. Onun yaşama anlamı ancak diğer varlıklar üzerinden kazanılır. Tek başına insan ne kadar "var" olabilir ki? Çocukluğun Soğuk Geceleri, yazarın çocukluğundan gençliğine yaşam/varoluş serüvenini anlatır. Disiplinli, otoriter, kuralcı bir baba portresiyle başlar. "Sabahları çizgili, bol pijamasını çıkarmadan düdüğünü öttürüyor. Haydi kalk! Haydi kalk!" Bu baskı onun ileri ki tüm yaşamını etkileyecektir zaten. Anne ise kocasına hiç sevgi duymayan bir kadın. Yazar onların ilişkisini "küçük burjuvalar gibi sorumlulukların zorunluluğu ile bağlılar birbirlerine" diyerek ifade eder. Ve bu evde yaşayan diğer dört kisi. Süm, Bunni, ağabey ve yazarın kendisi. Yazarın, kız kardeşi ve diğer kuzenleriyle yasayacagi çarpık (cinsel) oyunlar, onun hep bir "keşfetme/tanıma" isteğinin de başlangıcı olacaktır. Ayrıca, henüz o yaşlarda iken de "Tanrı'nın var olup olmadığını düşünür." Kahraman/yazar (kitap romandan ziyade bir öz yaşam öyküsü aslında. Bunu Aziz Nesin de belirtiyor zaten) kendi "varlığı" için hep başkalarına ihtiyaç duyar. Başka hayatları, başka bedenleri, başka yerleri tanımak ister. Çünkü her şey ancak zıtlıklarıyla bilinebilir, anlaşılabilir. Karşıt görüşler var olduğu sürece bizim görüşlerimiz vardir. Yaşam olduğu sürece ölüm, iyi olduğu sürece kötü vardır. Ve Tezer Özlü, başkaları(yla) olduğu sürece var olabileceğini anlatır. Bu arayış cinsiyet ayrımını da yok eder kitapta. "Neden dost olmadan, erkek-kadın, karı-koca olmaya çabalıyoruz?" Yazarın üzerinde durduğu diger bir kavram varoluşun tam tersi bir olay: Ölüm. (Ölüm bir yokoluş mu sahi?) "Ölüm düşüncesi izliyor beni. Gece gündüz kendimi öldürmeyi düşünüyorum." Ölümüyle bir intikam da alacağını düşünür yazar. Küçük dünyaya, kurallara, eşyaya. Kısacası "var olan" her şeye bir haykırış olacağını düşünür ölümünü. "Sanki güzel bir ölü gövdeyle öç almak istediğim insanlar var." Ölüme hazırlanır, dener fakat kurtarılır ölümden. Ölüm de onlar için siradan bir olay. Zira ölü gömüldükten sonra mezarlar yapılmaz ve bir daha oraya gidilmez. "Ölüm kesin bir sınır olmadığı için mi?" Bu sahneden sonra içler acısı klinik günleri baslar. Elektroşoklar, tacizler ve ağır muameleler... Yazar burdan sonra yaşama sarılır. Tutmak ister onu. Ayrilmak istemez. "Yüzlerce yıl yaşamak ister." Ne çare hastane günleri onun icin tam bir kaostur. Ahmed Arif'in bir siirinde "Akşam erken iner mahpushaneye" der. Yazar da buna benzer söyler. " Geceler çok erken gelir hastanelere." Gerçekte de, manik depresif tanısıyla tedavi görmüştür zaten. Varoluş, buhran, bunalım, özgürlük, sıkıntı, derine kazınmış kötü çocukluk anıları ve ölüm kavramlarının genişleyip (insanlaşıp) sis gibi çöktüğü bu sayfaları yazarin neden yazdığını da aktarılım: 
 - Bu kitapta bir şoku anlatmak istedim. On bir yaşındaki, bir Türk burjuva ailesinin çocuğunun.Batı kültür ve eğitiminin yarattığı şoku. Yazarın çocukluğuna dair belki de en can alıcı cümlesiyle bitirelim. " Geceleri anneme sokulunca hem soğuktan korunuyorum hem de yalnızlıktan." İyi okumalar...
Çocukluğumun Soğuk Geceleri
Tezer Özlü
Yapı Kredi Yayınları
68 Sayfa
Puan
★★★★
Yorumlayan Mehmet KEKLİKÇİ

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

OKUYORUM

Okuyorum.org, kitaplar ve yazılı eserler hakkında çeşitli meslek gruplarından kişilerin görüşlerini paylaştıkları blogdur. Kitapların içerikleri hakkında bilgi alabilir, yorumları, aktuel konuları, yazarlarla söyleşileri okuyabilir, sizlerde yorumlarınızla aramıza katılabilirsiniz.




KİTAP FUAR TAKVİMİ 2017-2018

Anadolu'da düzenlenen kitap fuarları sayısı her geçen gün artıyor, vatandaşlar kitap fuarlarına yoğun ilgi gösteriyor.  Vatandaşların...

Kitap Blogu Arşivi İçin Tıklayınız