22 Ekim 2017 Pazar

Otomatik Portakal Anthony Burgess

Otomatik Portakal, orijinal dilinde A Clockwork Orange adını taşıyor ve neden Otomatik Portakal diye insanın zihninde bir soru işareti oluşturuyor. 
Anthony Burgess ise kitabın isminin İngiliz argosundaki “as queer as a clockwork orange” deyiminden geldiğini belirtiyor. Bu deyim, delilik derecesinde tuhaf davranışlar sergileyen ve başkası tarafından yönlendirilen insanlar için söyleniyor. Üstelik Malezya’da “orang” kelimesi “canlı” anlamına geliyor. Kitabı hakkında da ise şunu söylüyor: “Tüm hayvanların en zekisi, iyiliğin ne demek olduğunu bilen insanoğluna bir baskı yöntemi uygulayarak onu ‘otomatik işleyen bir makine’ haline getirenlere kılıç kadar keskin olan kalemimle saldırmaktan başka hiçbir şey yapamıyorum.” Kitapta Alex adında ana karakterimiz var ve biraz araştırınca şunu öğrendim, kökeni Latince olan ‘Lex’ kelimesi Kanun anlamı taşımaktadır. Başına gelen ‘a’ ise kelimeyi olumsuz hale çeviriyor yani “A-lex” kanunsuz anlamı çıkıyor ortaya, kanımca yazar da bu ismi kullanmayı tercih ediyor sanırım.
Bu kısa ön bilgiden sonra kitabın konusuna ve dikkatimi çeken noktalara değinmek istiyorum. Kitap distopik bir dünya üzerine kurulu ve ölçüsüz şiddettin, sadistliğin, cinsel düşkünlüğün, uyuşturuculuğun had safhada olduğu bu düzende çete elebaşı olan ana karakterimiz Alex’in nefret dolu bakışıyla ve argo dili ile anlatılıyor. Başlarda çakozlama, dikizleme gibi kelimelerin kullanıldığı dil dikkatlerden kaçmıyor ama çok ağır tabirlerin bulunduğu bu anlatım dilinden rahatsız oldum, sonra kitaba öyle bir kaptırdım ki kendimi, kullandığı argo dilini gözardı edebildim.
Bu ölçüsüz şiddeti uygulayan ve bundan ciddi bir şekilde zevk alan sadist gençlere devlet bir ceza vermek istiyor ama çok daha farklı bir şekilde. Onları tedavi ederek. Alex bu uygulanacak tedavi yönteminin ilk kobayı olur. Fakat devletin kullanacağı bu tedavi yöntemi bu sefer şiddettin bir başka türüne dönüşüyor. Alex’e seçme şansı bırakmadan kitaptaki açıklamasıyla onu kötülüğe zorlarken iyiliğe zorluyorlar, yani kişi şiddet uygulama niyetinde iken fiziksel acı hissederek bu acıyı bastırabilmek için zıt bir tavır sergilemek zorunda kalıyor. Peki bu süreçte Alex iyileşiyor mu? yoksa daha mı korkunç bir hale dönüşüyor? İnanın kitap hiç beklemediğim bir sonuçla bitiyor.

Klasik müzik aşığı olarak benim dikkatimi çeken noktalardan biri ise bu şiddet yanlısı, sadist serseri Alex’imizin de klasik müziği sevmesi oldu. Tedavi sürecinde Beethoven’ın en sevdiğim 5.senfonisiyle birlikte birçok klasik müzikler kullanılarak şiddeti bütün çıplaklığıyla gösteren içerikler izletilip Alex için bir çeşit işkenceye dönüşen yöntemi izliyorlar. Dikkatimi çeken bir diğer nokta ise Alex’in ilgisiz ailesi oldu hatta sinir bile oldum diyebilirim. Ailenin ilgisizliğini de çok güzel bir şekilde inceliyor yazar. Birçok ironinin bulunduğu ve insanları makineleştirmeye çalışan hükümetin arsızlığını Alex’in ‘mütevazi bir anlatımıyla’ ele alınan bu kitap gerçekten Anthony Burgess’in keskin kaleminin izlerini taşıyor. Kesinlikle okunması gereken bir kitap. İyi okumalar diliyorum.
Otomatik Portakal 
Anthony Burgess
İş Bankası Yayınları
168 Sayfa 
Puan 

★★★★★ 

Yorumlayan Kadir ŞARKI

OKUYORUM

Okuyorum.org, kitaplar ve yazılı eserler hakkında çeşitli meslek gruplarından kişilerin görüşlerini paylaştıkları blogdur. Kitapların içerikleri hakkında bilgi alabilir, yorumları, aktuel konuları, yazarlarla söyleşileri okuyabilir, sizlerde yorumlarınızla aramıza katılabilirsiniz.




KİTAP FUAR TAKVİMİ 2017-2018

Anadolu'da düzenlenen kitap fuarları sayısı her geçen gün artıyor, vatandaşlar kitap fuarlarına yoğun ilgi gösteriyor.  Vatandaşların...

Kitap Blogu Arşivi İçin Tıklayınız