[guncel][carousel][10]

20 Şubat 2019 Çarşamba

Şiiri Bırakma Seansları Yakında Çıkıyor

Şubat 20, 2019
Polat Onat'ın Şiiri Bırakma Seansları kitabı çok yakında Kent Kitap yayınlarından çıkıyor. 
Şiir serüvenine 2000 yılında başlayan Polat Onat'ın ilk şiir kitabı "Son" 2009'da yayımlandı.İkinci şiir kitabı "İhtiyarın Vefatı" 2011 yılında okurla buluştu.Üçüncü şiir kitabı "Karanlık Kahvaltı" ise 2018'de piyasaya çıktı.Bu kitapta, şairin üç kitabındaki tüm şiirlerini ve en yeni dosyası "Şiiri Bırakma Seansları"ndaki ürünlerinin hepsini bir arada sunuyoruz.20 yaşında başladığı şiir yolculuğunu 40 yaşında sonlandıran ve şiiri bırakan Polat Onat'ın, geniş perspektifli estetik anlayışını ve tutarlı poetikasını sergileyen bu eser, milenyum sonrası üretilen Türk şiirinde kendine has bir şairin izleklerine ayna tutuyor.

12 Şubat 2019 Salı

Hece Öykü - Post Öykü Okuyucu Kıyaslaması

Şubat 12, 2019
Post Öykü bahar mevsiminde çiçeklerin açmasıyla aşık olunan bir sevgilinin sunduğu renkli dünyayı  Hece Öykü orta yaşlı tecrübeli bir kadının kendinden emin ve doyurucu yaşamını bizlere sunuyor.
Öyküye ilgi duyanların hiç şüphesiz okuması gereken Post Öykü ve Hece Öykü Dergileri'nin kendine has birkaç özelliği var. Post Öykü renkli kağıda ve göz alıcı tasarımlara yer verirken, Hece Öykü kitap sayfası kadar sade satırlarda okuyucuya öyküleri sunuyor.Post Öykü'nün içerisinde Hece Öykü'ye kıyasla daha az öykü yer alıyor. Her iki öykü dergisini de mutlaka okumanızı öneriyorum.
Yorumlayan: İsrafil Baran

Hasta Öyküler Kitap Yorumu Gökçe Parlakyıldız

Şubat 12, 2019
2012 Yaşar Nabi Nayır Öykü Ödülü’ne değer görülen Gökçe Parlakyıldız'ın karamsar, hastalıklı karakterlerle yer verdiği öyküler mektup, günlük, röportaj gibi çok çeşitli biçimlerde kaleme alınmış.
Karakterler üzerinden her iki cinsiyeti de başarılı bir şekilde dillendiren yazarın öyküleri kısa ama oldukça etkileyici. İnsanda derin izler bırakan iç bunaltıcı öykülerin yer aldığı kitap adını son öykünün son cümlelerinden alıyor.Farklı şehirlerin şivelerine de zaman zaman yer ver verilen öykülerde umutsuz, karamsar, saplantılı karakterlerin hayatı, kaderi ve tanrıyı sorgularken okuyucuya da sorgulatıyor. Mutsuzluğun nasıl bir şey olduğunu hatırlamak istiyorsanız okumanızı tavsiye ediyorum.
Yorumlayan İsrafil Baran


Yeraltından Notlar Fyodor Mihayloviç Dostoyevski

Şubat 12, 2019
"Ben hasta bir adamım. Kötü bir adamım. Suratsız bir adamım ben..." Bu cümlelerle başlıyor Yeraltından Notlar. Ruhu çelişkilerle dolu, huysuz bir adamın belli bir sıra gözetmeksizin kaleme aldığı notlar. Kırk yaşında kaba bir adam. Kararsız. Sinir bozucu. Kırıcı, yıkıcı, nihilist. İnsanlar hakkında çabuk hükümler veren yeraltı yargıcı. "Çoğu zaman" der "böcek olmayı arzuladım." "Yemin ederim ki, her şeyi fazlasıyla anlamak bir hastalıktır, tam manasıyla bir hastalık."
Dostoyevski'yi bilmeyen yoktur. Ele aldığı karakterlerin ruhunu serer önümüze. Orada gizli saklı hiçbir şey kalmaz. Karakter namına ne varsa, sanki daha o gün karşılaşmış gibi tanıdık gelir bize. Ya da... Ya da ne bileyim hemen hepimiz muhakkak aynaya bakarız her gün. Zweig, Dostoyevski için, bireyin romanını en iyi onun yazdığını söyler. Mesela kahramanımız (adı yok) bir anısını anlatırken; hayat kadını Liza'yi etkilemeye çalışması, onun ne muazzam bir yazar olduğunu ispat ediyor adeta. Liza ve sinir bozucu yeraltı canavarının sahnesini okuyunca Dostoyevski'yi daha iyi tanıyacaksınız.
Okuyanlar bilir, Albert Camus'un Yabancı romanı vardir. Ve kahramanı, Meursault. Ne olursa olsun, "benim için fark etmez, olsa da bir olmasa da bir" diye tepki verir. Yeraltı kahramanımız da Meursault'un atası gibidir. Onun için de bazı şeyler birdir. Yani ne olabilir ki hayatta önemli olan? Kırk yaşında olan ve kırk yaşından sonrasını yaşamanın bayağılık ve ayıp olduğunu düşünen biri için.
Yeraltından Notlar kitabı bir çeşit aforizmalar kitabı gibidir. Dostoyevski'nin okuyucusuna karşılıksız mektuplari. Hatta tüm insanlara. Zira üslup olarak sohbet havasında "siz" "bayım" "baylar" gibi seslenme ifadeleri kullanır sürekli. Fakat kahraman her zamanki gibi huysuzdur bu konuda da ve tutarsız. Dostoyevski'yi yalanlamak istercesine "halbuki ben yalnız kendim için yazıyorum" der. "Yazdıklarımı kimse okumayacak, bunu açıkça söyledim zaten." Neden yazıyor peki bunları? Savunması daha da ilginç: "Kağıt üzerinde daha azametli duruyor" anılar...
Bu tuhaf "notlar" okura, Dostoyevski'nin inanç, dünya görüşü hatta ruhunun kapılarını açıyor gibidir. Onu tanımak için güzel bir başlangıç. Üstelik bir müjde: Sosyal medyada Dostoyevski imzasıyla paylaşılan çoğu söz bu kitapta. Dedim ya aforizmalar kitabı gibi.  Ne çare Dostoyevski için hiç de öyle değildir.  "Yani bu, edebi bir eserden ziyade günahlarımın kefaretini ödemek oldu."
Fyodor Mihayloviç Dostoyevski
Yeraltından Notlar
Türkiye İş Bankası Kultur Yayinlari
139 Sayfa
Mehmet Keklikçi

Ölü Zaman Gezginleri Hasan Ali Toptaş

Şubat 12, 2019
Sözcükler... Ayrılıklar... Ölüler... Ölümler... Öldüren ve öldürülenler...Gölgeler... 
Sonra yine sözcükler. Toptaş'ın öyküleri bir labirentin örgüsü. Çıkışı olmayan karanlığın türküsü. Sözcükten elbisler giyen dünyanın tüm varlıkları, bir yerden çıkar karşımıza. Hayal olur, konuşur ve terk eder sahneyi.  Sonra tekrar uzanır sahnenin ardından, bir kolu ile rahatsız eder hayatı. Yerleşir en umulmaz yerine. Beklenmedik misafirdir sözcüklerden et yığınları.Nafile bekleyiştir sisin dağılmasını gözlemek. Hayat biraz da bu beklemeler değil midir zaten?
Bir yerlerde saklı kalmış gözyaşınız varsa orayı ifşa eder Toptaş. Yazdıkları kalemle değil iğneyle yazılmış gibidir.   Dokunduğu yerden damlar kan. Dokundukça içe akar yaşlar. Yabu'nun öyküsünü okumamış bir edebiyat okuru nice eksikliktir. Kavuşma ve özlem, ölüm ve hayat... Yaşam, tüm zıtlıkları ile sayfalar arasındadır. Şanlı atlar yorgun, kahramanlar birer filozoftur. Zaman acı maske, dönenir durur. Geçmiş, şimdi ve gelecek arasında mekik dokur düşüncelerimiz. Sahi, zaman hep geleceği mi akar?
Okur olarak hep ortağızdır onun öykülerine. Sessizlik bizizdir, gölgeler biziz. Anadolu'da uzak bir köyün sakini. Sınırda dikenli teller ardında hasretten yanan annenin yüreği. Hasret de sözcükten insan. Ve gitmek fiilinin altını çift cizgiyle çizen trenlerin içinde yolcuyuz. Bağrımız yanık, ufkumuz kara...
Toptaş'in Ölü Zaman Gezginleri kitabı için ne denilir bilmiyorum. Ancak böyle  iç döküm yapmakta buldum çıkışı. Onun anlatım tekniği, Türkçesi, hikayeleri bizleri sözcüklerin gizemli dünyasına götürüyor. Çocukluğa, kaybolmaya, varoluşa. Her biri birer reddiye satırlar. Onu ana dilinden okumak biz okurlar için büyük şans. Okurken yalnızlığın dünyasına çekiyor gibidir sayfalar. Ve öyle de der bir dizesinde, Yalnızlıklar'ın: "Gece gündüz sizinle gezer yalnızlık."
Hasan Ali Toptaş
Ölü Zaman Gezginleri
Everest Yayınları
139 Sayfa
Mehmet Keklikçi

OKUYORUM

Okuyorum.org, kitaplar ve yazılı eserler hakkında çeşitli meslek gruplarından kişilerin görüşlerini paylaştıkları blogdur. Kitapların içerikleri hakkında bilgi alabilir, yorumları, aktuel konuları, yazarlarla söyleşileri okuyabilir, sizlerde yorumlarınızla aramıza katılabilirsiniz.




KİTAP FUAR TAKVİMİ 2017-2018

Anadolu'da düzenlenen kitap fuarları sayısı her geçen gün artıyor, vatandaşlar kitap fuarlarına yoğun ilgi gösteriyor.  Vatandaşların...

Kitap Blogu Arşivi İçin Tıklayınız