[guncel][carousel][10]

11 Aralık 2018 Salı

Piç Kitap Yorumu Hakan Günday

Aralık 11, 2018
Türkçe'deki kelimelerin ilk anlamlarının pek de geçerli olmadığı bir yüzyılda piçler, babaları bilinmeyenler değil; babalarına ihanet edenlerdir. 
Babalarına ve annelerine. Piçlerin ebeveynleri dünyadan doğal ölümlerle ayrılmazlar. Katillerinin adı üzüntüdür. Kimse öz çocuğunun ihanetlerinden canlı kurtulamaz. Kurtulsa bile içi doldurulmuş bir av hayvanından farksız yaşar. Ve piçler her ne kadar birçok geceyi ailelerinin leşlerinin hayaletleriyle geçirseler de, sabah hissettikleri tek acı bademciklerindeki sigara yanığıdır. Onun tedavisi için gerekenlerse diş macunu ve üç ayda bir değiştirilen diş fırçasıdır.
Bir roman okumuştum, yazarının adını unuttum. 3 kişi tarafından tecavüze uğrayan kadının bir erkek çocuğu olur. Yıllar sonra bu çocuk ensesine yaptırdığı Dreamcatcher Sembolü'nün de etkisinde kalarak evi terk eder. Belli bir arkadaş grubu olur. Ama gruptaki arkadaşları asla ona benzememektedir. Çünkü onu tanıyan bilir ki "Piç" liğin tanımı o ortaya çıktıktan sonra yapılmıştır.
Çünkü onun umudu yoktur. Unutmayın, umudu hayatınızdan çıkardığınız an geriye sadece "akıl" kalır.
Çünkü o etrafına bakmayı bilir ve etrafına baktığında onu takip eden tek şeyin zaman olduğunu da bilir.
Bu çocuk 3 arkadaşı ile birlikte bir süre beraber yaşar. Her şeyleri ile beraberlerdir... Daha doğrusu öyle sanırlar. Çünkü diğer 3 Piç arkadaşı onun için sadece bir süreçtir. Her şeylerinin eksiksiz olduğunu düşünürler. Ama yanılgı burda başlar: Çünkü onların bir duvarı yok. Medeniyet duvarla başlar. Duvar örmek çeşitli amaçlar taşır. Bu amaçların ilki ayırmaktır: insanları, hayvanları, bitkileri ve şeyleri. Daha sonraki amaçlar içeride ya da dışarıda bırakmaktır: insanları, hayvanları, bitkileri ve şeyleri. Duvarlar örülür, içeride kalanlar ve dışarda kalanlar için hayat gelişir. Duvarsız bir dünya günümüz insanı için cehennemdir. Ve 'O' bunu adı gibi bildiğinden 3 Piç arkadaşının nasıl yaşadığı, nereye gittiği ile ilgilenmemiştir. Vakti gelmiştir, duvar örülmüştür. Ama o içerde kalmalıdır, diğer 3 arkadaşı ise dışarıda kalması gereken şeylerdir. Ve O bunu yaparken hiç üzülmemiştir. Çünkü bilir, kimse onu yargılayamaz, çünkü o azılı bir piçtir. Çünkü onlar 'Neden' diye sormaz, 'Neden' sorusu piçliği yok eder.
Ve O Piç diğer 3 Piç arkadaşını acımadan ateşe atabilendir. Çünkü onlar açtı, kirliydi, ter, toz ve çamur kokuyorlardı. Duvara ihtiyaçları vardı. Ve O en sonunda 3 Piç arkadaşının üstüne basıp duvara ulaşmıştır. Ha, bu arada roman kahramanını hatırladım: Adı "Hakan".....
Piçler hakkında konuşmak, insana filmler ve haber bültenlerindeki felaket sahnelerini izlerken hissettiklerine benzeyen garip bir zevk verir. Sözünü edebilecekleri konular tükendiğinde tanıdıkları piçlerin ne hale geldiklerini ve o halde nereden geldiklerini konuşurlar. Çünkü sıfırdan hayatlarını yaratmış insanların hikayeleri kadar hayatlarından bir sıfır atmış olanlarınki de gösterişlidir. Sonuç olarak, mahvedilmiş hayatlar, yetenekler, ve kaçırılmış fırsatlarla dolu yıllar hakkında konuşmak zevklidir eğer o hayatlar, yetenekler ve yıllar size ait değilse....
Benim adım Cenk..
Unutmayın Piç Piçtir....
Sıradaki adresimiz Sabahattin Ali/Kamyon
Hakan Günday 
Piç 
Doğan Kitabevi 
224 Sayfa 
Puan 
✫✫✫✫✫
Yorumlayan Kadir Şarkı 

10 Aralık 2018 Pazartesi

Babamı Öldüren Şeyler Mehmet Kahraman

Aralık 10, 2018
Yazarın tüm öykülerinde sizden parçalar bulacaksınız. Öykü yazım dilini çok beğendim. Ben diliyle yapılan anlatımlar hiç sıkmıyor, konuşmalar anlatımın içine çok güzel yerleştirilmiş. 
Babamı Öldüren Şeyler Mehmet Kahraman
Cennet gibi bir şey öyküsünde çocukluk aşkınızı hatırlayacaksınız. Ekmek bayatlama odasında öyküsünde yazar hafızlık eğitimi aldığı ya da imam hatipte yatılı okulda okuduğu dönemde bir hatırasından bahsetmiş. Lisede yatılı okuduğum için bu öykü beni içine çekti ve duygulandırdı.Yazarın tüm öyküleri sanki o anı ben yaşamışım, benim hatıralarım gibi hisler uyandırdı ve geçmişe, özlediğim anlara götürdü.
Kitaba adını veren Babamı Öldüren Şeyler öyküsünde en ilginç ve başarılı olanı. Öykü içinde babayla çocuk ilişkisini çok iyi betimlemiş. Şu anda oğlumun elini tutarak yürütüyorum ve yarın büyüdüğünde ellerimi bırakacak. Yazarın tüm öykülerinde sizden parçalar bulacaksınız.
Öykü yazım dilini çok beğendim. Ben diliyle yapılan anlatımlar hiç sıkmıyor, konuşmalar anlatımın içine çok güzel yerleştirilmiş. Karakterler kendi kendine konuşuyormuş gibi de olsa anlam karışıklığına neden olmamış.Mehmet Kahraman'ın aile sıcaklığında öykülerinin bulunduğu bu kitabını okumanızı tavsiye ederim.
Babamı Öldüren Şeyler 
Mehmet Kahraman
Hece Öykü Yayınları
Yorumlayan İsrafil Baran

8 Aralık 2018 Cumartesi

Peri bacalarının ardına gizlenmiş öyküleri yazdım

Aralık 08, 2018
Arkadaşım İsrafil Baran’ın “Kapadokya Öyküleri” adlı kitabını keyifle okudum. Hatta basılmadan önce okuduğum ilk kitaptır. Bu güveni için İsrafil Baran’a çok teşekkür ederim. Bir gezi kitabı olmamasına karşın, Kapadokya bölgesini gezeceklerin yararlanabileceği bir kitap olduğu için İsrafil Baran ile kitabı hakkında bir söyleşi gerçekleştirdik. 
Yazar İsrafil Baran
Yazar İsrafil Baran

Kapadokya bölgesinde gazetecilik yaptığını ve öyküler biriktirdiğini biliyorum. Kitabındaki öykülerin daha önce yayınlanmadığını belirtmişsin. Bu öyküleri nasıl biriktirdin? Ne tür kaynaklardan yararlandın ve bu süreç ne kadar sürdü?

Öncelikle ilgin ve desteğin için teşekkür ederim. Kapadokya’da gazetecilik yaptığım dönemde etik kurallar gereği gerçek olmayan bilgilere haberde yer veremiyorduk. Haberini yaptığımız her kilisenin, peri bacasının, yazıtın, müzenin geri planında bir efsaneyle karşılaşıyorduk. Dilden dile dolaşarak günümüze kadar gelen bu efsanelerin kaynağını araştırırken birçoğunun daha önce kitaplarda yayınlanmadığını fark ettim. 

Acıgöl’de ki bir Hitit yazıtını halkımız sadece yazılı kaya olarak adlandırıyor, yazıtta Kral Wasusarma’nın dost gibi görünen düşmanlara ettiği bedduaların yer aldığını bilmiyordu.  Yaklaşık beş yıllık muhabirlik hayatımda geçmişten günümüze peri bacalarının ardında unutulup gitmiş onlarca insanın yaşam öyküsüyle karşılaştım. Beş yılın ardından kitap fikrini kafamda bitirmiştim. Efsaneleri öykü olarak kaleme alma sürecinde her öykünün geçtiği dönemi ayrı ayrı inceledim.  O dönemim günlük yaşamı, kıyafetleri, meslekler, coğrafyanın siyasi ve jeolopolitik konumu, müzik aletlerine kadar birçok unsuru tek tek araştırdım. Hıristiyan yaşamlarını ele alırken Ortodoks ve Osmanlı kaynaklarına başvurdum. Tarihi öyküler beni bir hayli zorladı diyebilirim. Yaklaşık dört ay gibi bir sürede kitap çalışmamı tamamladım. 

Biz Çekirdek Gezi olarak bir geziye çıkmadan önce, o bölge hakkında bulabildiğimiz yazıları okumaya çalışıyoruz. “Kapadokya Öyküleri” adlı kitabın bizim için bölgenin tarihi hakkında güzel bir kaynak oldu. Bu bir gezi kitabı değil, ancak kitabını okuyanlar Kapadokya bölgesini gezmeye gittiklerinde kimlerin ayak izlerine rastlayacaklar?

Krallarını tanrılaştırmış, düşmanlarına korku salan komutanlar, İsa Peygambere iman ettiği için işkenceler gören azizler, birbirine kavuşamayan aşıklar…
Kapadokya’yı ziyaret etmeyi düşünen gezginler bu kitabı okuduktan sonra peri bacalarının arasında ki tozlu yollarda yürürken yüzyıllar önce uzun saçlarının arasına İncil’i saklayan Nino’yu, elleri göğsünde çapraz bir vaziyette yürüyen hizmetkar Aziz Yuhannes’i, Hacı Bektaş Veli’yi özlemle hatırlayacak.

Kitabındaki öykülerle, Anadolu tarihinin farklı sayfalarında geziniyoruz. Anadolu, her dönem farklı toplulukların ve farklı inançların uğrak yeri olmuş diyebilir miyiz? 

Medeniyetler beşiği Anadolu, her yüzyılda farklı topluklara ve inançlara ev sahipliği yapmış. Anadolu, her dönem farklı toplulukların ve farklı inançların uğrak yeri olmuş diyebiliriz. Hitit döneminde kralların Tanrı olduğuna inanan halklar, Pagan dinleri, Roma ve Bizans dönemlerinde Hıristiyanlık ve yakın tarihimizde İslam bu coğrafyanın inanç yapısını oluşturuyor.

“Mezopotamya Öyküleri” üzerine çalıştığını biliyorum. Mezopotamya’da kimlerin ayak izleri var ve ne zaman okuyabileceğiz?

Mezopotamya Kapadokya’dan daha köklü ve zengin bir geçmişe sahip. Fırat ile Dicle sınırlarını da aşan bu bölge, birçok dine ev sahipliği yapmış, çok Tanrılı dinlerin Tanrılarının savaşlarına şahitlik etmiş bir coğrafya. Dinlerin tarihi ile ilgili okumaları tamamladıktan sonra öykülerimi kaleme alacağım. Çok uzun sürmeyecek gibi görünüyor.

Böylesi değerli bir kitap hazırladığın için çok teşekkür ederim. Kapadokya gezimizde kitabından çokça yararlanacağımdan şüphen olmasın.

Kitap fikrimin gerçekleşmesi sürecinde ilginiz bana güç verdi. Desteğiniz için asıl ben teşekkür ederim.


Söyleşi: Çekirdek Gezi

7 Aralık 2018 Cuma

Lacivert Öykü ve Şiir Dergisi'nin 83.Sayısı Çıktı

Aralık 07, 2018
Lacivert Öykü ve Şiir Dergisi'nin 83.sayısı çıktı. Derginin bu ay ki içeriğini siz değerli okuyucularımızla paylaşıyoruz.
lacivert öykü ve şiir dergisiSÖYLEŞİ / “Ionna Kuçuradi” / Mehmet Akif Tutumlu-Fulya Bayraktar- Tümay Çobanoğlu
Bedriye Korkankorkmaz / İnceleme / Acının/ yalnızlığın/ sevgisizliğin/ inancın/ şiirin yüzyıllık çıplak çınarı: Hölderlin
ESKİLERDEN/Kâşgarlı Mahmut ve Oğuz Türkçesi /Zeynep Korkmaz
Kâşgarlı Mahmut Anıtı / Fazıl Hüsnü Dağlarca
Seyhan Aslan / Öykü / Tepeler ve Odunlar
Duygu Gençağ / Öykü / Amansız Aşıklar
Aynur Engindeniz / Öykü / At Kestanesi
Hâlis Kandemir / Öykü / Abdi için Diğerlerinden Farklı Bir Gün
Secaeddin Şahin / Öykü / Yabancı
EDEBİYAT TARİHİMİZDEN / “Orhan Kemal” / Murat Yurdakul
Gürsel Aytaç / Deneme / Ahmet Hâşim’den Şiirsel Nesir Örnekleri
DOSYA / “Don Kişot”
Adnan Binyazar • Jale Parla • Reyhan Yıldırım • Ezgi Deniz Alpan Özdemir İlkiz Kucur • Kaan Kurt • Cem Bayındır • Mehmet Utku • Ömür Bayramoğlu
Mesut Özcan / Anma / Cemal Süreya’nın Günyüzüne Çıkan Yeni Mektubu: “Sevgilim”
SÖYLEŞİ / “Sara Lundberg” / Nevzat Süer Sezgin
Korkut Kabapalamut / Öykü / Refakatçi
Birsen Karaca / Öykü / Çöl Adam, Aşk Hiç Yakışmadı Sana
Emre Yörük / Öykü / Muğlâk
Muhsin Sağlam / Öykü / Martı
Ali Can Eren / Öykü / Son Birkaç Gün
Edebiyat Takvimi / Saba Öymen / Edebiyat Notları, Eylül – Ekim 2018
Nilgün Çelik / Tanıtı / Mit, Söylenenden Çok Söylenmeyende Gizli
Rahim Gür / Tanıtı / Gölgesi Yaralı / Ahmet Günbaş
Paylaşmak İstediklerimiz / Fulya Bayraktar / Derleme
ŞİİR
Recep Yılmaz • Mehmet Rayman • Emrah Akbudak • Merve Balcı Çınar Ekiz • Işıl Çelik • Abdullah Kaygı
Yeşim Akın Çeliker • Ercan Taş • Ali Can Avşar • Muhammed Korkmaz Yunus Emre Koç • Umut Çiftlik • Orhan Köksalan
Kapak / Firuz Kutal
Kapak Sözü / Recep Yılmaz

4 Aralık 2018 Salı

Truvalı Helen Kitap Yorumu Margaret George

Aralık 04, 2018
Bir tanrının kızı, Bir kralın karısı. Antik Çağın en kanlı savaşının ödülü, Dünyanın en güzel kadını Helen...Uğruna dökülen kanların ızdırabını, yaşamı boyunca vicdanında duyan kadın. 
Truvalı Helen Margaret George
Hepimiz biliriz Truva Atının öyküsünü. Hatta "kaleyi içten fethetmek" deyiminin de bir rivayetle buradan çıktığı söylenir. Mitolojik öykünün doğruluğu tartışılsa da, yüzyıllardır süregelen ve ülkemizde Çanakkale dolaylarında olduğu rivayet edilen (başka bir rivayette Achilles'in de mezarının yine Çanakkale'de oldugu anlatılır) Truva'nın Prensi Paris'in Sparta Kraliçesi Helen'le yaşadığı tutkulu aşkı ve bu uğurda yapılan kanlı savaşı anlatıyor kitabımız. Zeus'un Kraliçe Leda'ya aşık olup kuğuya dönüşerek, Leda'yla birlikte olmasi sonucu bir yumurtadan doğan Helen sarayda hapis hayatı yaşamaktadır. Abileri ve ablasıyla sarayın etrafında dolaşmaya çıktıklarında bile yüzünü örtmek zorundadır. Sekiz yaşındayken kahin Sibly'nin Helen yüzünden çok insan öleceği ve cok kan döküleceği kehaneti üzerine erken yaşta evlendirilmek için taliplere haber gönderilir. Helen kırk talipli arasından Meleneus'u seçerken diğer talipliler arasında sorun çıkmaması için birlik olma yemini ettirilir. Bu yemin yıllar sonra büyük bir sorun olarak Helen'in karşısına çıkacaktır. Yunan Kraliyet Ailesinin ve koca ülke Truva'nın sonunu getiren kadının hikayesini merak ediyorsanız okuyun derim. Filmi izlemiş bile olsanız ki film benim gözümde yarım kalmış, kitabı okuyun. Kanlı  savaş sonrası filmde kayıpken kitapta çok daha fazlası anlatılmaktadır. Ayrıca şunu da belirtmeliyim ki yazarın betimlemeleri çok iyi. Kitabı okurken o anı yaşıyor aynı derecede etkileniyorsunuz. Mitoloji severlere keyifli okumalar.
Yorumlayan Buket Ergüven

OKUYORUM

Okuyorum.org, kitaplar ve yazılı eserler hakkında çeşitli meslek gruplarından kişilerin görüşlerini paylaştıkları blogdur. Kitapların içerikleri hakkında bilgi alabilir, yorumları, aktuel konuları, yazarlarla söyleşileri okuyabilir, sizlerde yorumlarınızla aramıza katılabilirsiniz.




KİTAP FUAR TAKVİMİ 2017-2018

Anadolu'da düzenlenen kitap fuarları sayısı her geçen gün artıyor, vatandaşlar kitap fuarlarına yoğun ilgi gösteriyor.  Vatandaşların...

Kitap Blogu Arşivi İçin Tıklayınız