[guncel][carousel][10]

17 Mart 2020 Salı

Hıristiyan Türkler ve Papa Eftim Kitap Yorumu Foti Benlisoy-Stefo Benlisoy

Mart 17, 2020
Hıristiyan Türkler ve Papa Eftim Foti Benlisoy-Stefo Benlisoy
Hıristiyan Türkler ve Papa Eftim Foti Benlisoy-Stefo Benlisoy
Biraz da gündemin dışına çıkalım. Foti ve Stefo Benlisoy'un yazdıkları "Türk Milliyetçiliğinde Katedilmemiş Bir Yol 'Hıristiyan Türkler ve Papa Eftim' kitabını okuyorum. Kitap oldukça zengin bir içeriğe sahip. Bu araştırma inceleme kitabı maalesef başlı başına objektif kalınamamış ve yanlı olarak yazıldığını düşünüyorum. "Türklerin Anadoluyu istila ettiklerinde Yunanca konuşanların dillerini kesme tehditlerinden söz etmış!... Kitap kapağındaki fotoğraf Nevşehir Derinkuyu İlçesindeki Üzümlü Kilise önünde dini ayini göstermektedir. Türkler eğer öyle bir girişimde bulunsalardı sözünü ettiğim kilisenin icinde bulunan bir mermerin üzerine Yunanca yazıya müsade etmezlerdi. Kitap;Orta Anadolu da yaşayan yer yer (bir kısım) Karamanlıların yani Türkçe konuşan,Türkçe dua eden Rumların yani Hıristiyan Türklerin aslında Türk değil Yunan oldukları gayretini gütmektedir. Mübadele şartları gereği Karamanlılar yerlerinden Yunanistan'gönderildi. Bu mübadele birçok nedene dayanmakla birlikte en önemli tezlerden biri Yunanistan da o yıllarda zulüm gören Müslümanların durumu diğer bir diğer tez de Yunanlıların Anadolu'yu işgali sırasında Karamanlı olmayan Rumların taşkınlık yaparak Yunan işgaline destek vermeleridir. Kitabın yazarı zaten bu konuda Türkleri istilacı olarak nitelendirmek de yanlı tutumunu ortaya koymuştur.
Yorumlayan: Osman Aytekin



14 Mart 2020 Cumartesi

Cehennemden Çıkmaya Hazır mısınız?

Mart 14, 2020
2007 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Doris Lessing'in kaleme aldığı Cehenneme İniş Talimatnamesi, hafızasını kaybeden ve gerçeklikle bağını yitiren bir adamın deliliğin kıyılarında gezinen ''uyanış'' öyküsünü anlatıyor. Neredeyse her cümlesinde yeni fikirlerin yankılandığı, gerçeklik ve deliliği algılayışımızı bambaşka bir boyuta taşıyan bu kışkırtıcı eser, kendine ve çevresine yabancılaşan, düzen içinde ''uyutulan'' modern bireyin, evrenle uyum içindeki ilk benliğini yeniden keşfetme yolculuğuna odaklanıyor. Cambridge Üniversitesi'nde Klasik Dönem Çalışmaları profesörü olan elli yaşındaki Charles Watkins, gece yarısı Waterloo Köprüsü yakınlarında sayıklar hâlde bulunur. Geçmişine ve kimliğine dair hiçbir şey hatırlamayan adam, kaldığı akıl hastanesinde ilaçlarla eski hâline getirilmeye çalışılır. Ancak Watkins, ısrarla çağırıldığı dış gerçekliği çoktan terk etmiş, zihninde bambaşka bir yolculuğa çıkmıştır: Atlantik'teki bir sal içinde dolanıp durduktan sonra, acayip geleneklere sahip garip yaratıkların yaşadığı tropik bir adaya ayak basar. Ardından da kendini uzayda, kozmik güçlerle semavi bir toplantıda bulur. Doris Lessing her zamanki eleştirel bakışıyla kahramanın yolculuğunu bu kez içsel bir evrene taşıyor. Otoritenin ve mevcut medeniyetin dayattığı derin uykudan uyandırmak için okurlarını sarsan Lessing, onları zihnin nadiren görülen topraklarına doğru zorlu ama bir o kadar da cezbedici bir maceraya sürüklüyor. ''İnsan denen bu canlıların en önde gelen özelliği, güdüleri ve işlevleri dışında kendi kendilerini hissedebilme, anlayabilme becerisinden yoksun olmaları. Bireysel benliklerinin yalnızca bir bütünün, öncelikle insanlığın, kendi türlerinin parçaları olduğunu anlayabilecek kadar evrimleşmemişler; insanlığın Doğa'nın, bitkilerin, hayvanların, kuşların, böceklerin, sürüngenlerin bir parçası olduğu, onlarla birlikte Kozmik Ahenk'te küçük bir ezgi oluşturdukları bilincine varamamış olmalarından bahsetmeye bile gerek yok.''

26 Şubat 2020 Çarşamba

17. Tudem Edebiyat Ödülleri Resimli Kitap Yarışması sonuçlandı!

Şubat 26, 2020
Çocuk edebiyatı alanında ve resimli kitap dalında düzenlenen 17. Tudem Edebiyat Ödülleri'nde dereceye girenler açıklandı. 
Birincilik ödülüne Düş Kurdu isimli resimli öyküleri ile Serap Deliorman - Mehtap Temiz ikilisi değer görüldü.Türkçe çocuk ve gençlik edebiyatına çağdaş ve özgün eserler kazandırmak amacıyla 2003 yılından bu yana düzenlenen Tudem Edebiyat Ödülleri, 17. yılında çocuk edebiyatı alanında resimli kitap dalında, yetişkin edebiyatı alanında ise roman dalında düzenlenmişti. Ayfer Gürdal Ünal, Can Göknil, Deniz Üçbaşaran, M. Banu Aksoy ve Sedat Sever'den oluşan Resimli Kitap Yarışması seçici kurulu, geçtiğimiz günlerde Tudem Yayın Grubu'nun İzmir'deki merkez ofisinde düzenlenen toplantıda dereceye girenleri belirledi. 97 dosyanın başvurduğu yarışmada birincilik ödülünü Düş Kurdu adlı resimli öyküleri ile Serap Deliorman - Mehtap Temiz ikilisi kazandı. İkincilik ödülüne Evden Çıktığımda adlı sessiz kitabıyla Burcu Yılmaz, üçüncülük ödülüne ise Gece Parlayan adlı resimli öyküleriyle Ahmet Uzun - Tuba Kumaş değer görüldü. Dereceye giren isimlere, heykeltıraş Ozan Ünal'ın tasarladığı ödül heykellerinin yanı sıra birinciye 10.000 TL, ikinciye 7.500 TL, üçüncüye 5.000 TL para ödülü verilecek. 
Tudem Yayın Grubu'nun 35 yıllık yayıncılık birikiminin en değerli meyvelerinden biri olan Tudem Edebiyat Ödülleri, tarafsız duruşu, nitelikli eserleri ön plana çıkaran yapısıyla edebiyat dünyasının önemli referanslarından biri olma özelliği taşıyor. 

Resimli Kitap Yarışması Kazananları: 
Birincilik: Düş Kurdu (Serap Deliorman - Mehtap Temiz)
İkincilik: Evden Çıktığımda (Burcu Yılmaz) 
Üçüncülük: Gece Parlayan (Ahmet Uzun - Tuba Kumaş) 

Resimli Kitap Yarışması Seçici Kurulu: 
Ayfer Gürdal Ünal, Can Göknil, Deniz Üçbaşaran, M. Banu Aksoy, Sedat Sever

25 Şubat 2020 Salı

Masallara Konu Olan Şehirler Kan ve Gözyaşıyla Anılır Oldu

Şubat 25, 2020
Yazar İshak Özlü, İstanbul, Bağdat ve Halep'in Halifelere ve İmparatorlara ev sahipliği yapmış kadim üç şehir olduğunu belirterek; "Fazla değil 100 yıl önce Osmanlı bayrağı altında müştereken yaşayıp giden insanlardık. Bir zamanların 1001 gece masallarına konu olan bu şehirler günümüzde kan ve göz yaşı ile anılır oldular. ‘’Halep oradaysa Arşın burada’’ ve ‘’Ana gibi yar, Bağdat gibi diyar bulunmaz’’ deyişleri ile her daim hafızalarımıza kazınmışlardır." dedi.
Üç Şehrin Laneti, İshak Özlü, Patara Kitap
Üç Şehrin Laneti, İshak Özlü, Patara Kitap
Geçtiğimiz günlerde Patara Kitap’tan çıkan Üç şehrin Laneti kitabının yazarı İshak Özlü ile Kitap Blogu Okuyorum.org takipçileri için keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.

Merhaba İshak bey, bize kendinizden bahseder misiniz?
1959 Yılında Konya bozkırlarının batısında yer alan Ilgın ilçesine bağlı Olukpınar köyünde doğdum.12 çocuklu Çiftçi bir ailenin 9’ncu sıradan kendine yer bulmuş bir ferdiyim. Taşra yaşantım orta ve lise yıllarında da devam etti. Yatılı Askeri okul ve sonrası 20 yıl ülkemin doğusundan batısına güneyinden kuzeyine tayinler ile geçmiş bir ömür. Yurdumun her türlü insanı ile kuru ekmeği paylaşıp, odun isinde pişen çayı içtim. Evlendim bir oğlum ve bir kızım oldu. Okumayı,Fotoğraf çekmeyi, yüzü kırış kırış olmuş insanları dinlemeyi ve olmazsa olmazım hayvanlar ile doğayı çok seviyorum. 
Üç Şehrin Laneti kitabını yazmaya nasıl karar verdiniz?
Bodrum’da  cansız bedeni sahile vuran ve mültecilerin dramının sembolü haline gelen 3 yaşındaki Suriyeli Aylan Kurdi’nin yürekleri titreten o görüntüsü hafızamda resmetmişti. Bunca aile ölümü göze alarak bile bile neden yola çıkıyordu. Neydi onları bu yerlerinden yurtlarından eden sebep. Ayrıca 21 yüzyılın başında sınırımızda köle pazarları kurulmuş çocuk yaşta kızlar bir mermi parasına alınıp satılıyordu. Bunları görüyor,duyuyor ama öfkemi ve duygularımı paylaşamıyordum. Tüm bu haksızlıklara bir ses olmak istedim. Üç Şehrin Laneti kurgunun yanı sıra yaşanmış ve halen yaşanmakta olan olayların bir harmanıdır.
Üç Şehrin Laneti romanında olayların geçtiği üç şehir var: İstanbul, Bağdat ve Halep. Bu şehirlerin önemi nedir?
İstanbul, Bağdat ve Halep Halifelere ve İmparatorlara ev sahipliği yapmış kadim üç şehir. Bu üç şehir Türk ve İslam dünyasının tarih içerisinde ki yapmış olduğu yolculuklarda önemli olaylara ev sahipliği yapmış nirengi noktalarıdır. Fazla değil 100 yıl önce Osmanlı bayrağı altında müştereken yaşayıp giden insanlardık. Bir zamanların 1001 gece masallarına konu olan bu şehirler günümüzde kan ve göz yaşı ile anılır oldular. ‘’Halep oradaysa Arşın burada’’ ve ‘’Ana gibi yar, Bağdat gibi diyar bulunmaz’’ deyişleri ile her daim hafızalarımıza kazınmışlardır.
Suriye’de savaştan önce ana geçim kaynakları nelerdi? Ticari ve sosyal hayatı nasıldı?
Suriye’de savaştan önce Ticaret, tarım ve petrol ülkenin geçim kaynaklarıydı.Yağış olmaması kuraklığı genelleştirmiş insanların yaşam şartları zorlaşmıştı. Petrol gelirleri ise ancak ülkenin zaruri ihtiyaçlarını karşılamaya yetiyordu. Çok dinli ve çok dilli Halep Suriye’nin en önemli ticaret kentiydi. Tarihin en eski çarşısı sayılan Halep Kapalı Çarşısı savaştan önce şehrin en canlı noktalarından biriydi. Sokaklarının uzunlukları toplam 10 kilometre’den fazla olan Çarşıda ki çok sayıda kervansaray savaştan önce imalathane olarak kullanılır, esnaflar genel olarak; baharat, halı-kilim, dokuma, el işleri satarlardı.İhracatın ve üretimin olmadığı bir yerde Ticaretten ve refahtan bahsetmek ise çok zor.2011 yılında Suriye’de halk kitlesel gösteriler düzenleyerek baskıcı zorba Baas rejiminden bir miktar özgürlük talebinde bulundu. Sıkıyönetimin kalkması, gelir dağılımında adaletin sağlanması, Bireysel hakların genişletilmesi ve Baas partisi’nin ceberrut davranışlarından vaz geçmesi gibi.Esed rejimi ise, halkın bu taleplerine karşı, reform gerçekleştirmek yerine, ülke geneline yayılan geniş halk gösterilerini silahlı kuvvet kullanarak bastırmaya çalıştı.  Bu durum Suriye’de Esed rejimi ile muhalefet hareketi arasında iç savaşa neden oldu. İç savaş dolayısıyla Suriye vatandaşları komşu ülkelere ki milyonlarcası ülkemize sığınmak zorunda kaldı.  Bunca kötü koşulların yaşandığı bir yerde sosyal hayatında iyi olması elbette beklenemez. Halk fakir,halk umutsuz ,halk yaşantısından Mutlu değildi.
Savaşla ilgili düşüncelerinizi de merak ediyoruz. Savaşların toplumlar üzerindeki etkileri nelerdir?
Ulu önder ATATÜRK’ün dediği gibi Savaş zorunlu ve hayati olmalıdır.Ülkemiz savaşa girdiği zaman 7 den 70’e hepimizin evet bu savaşa ihtiyaç var demesi lazım. Düşman silahı alıp bizi öldürmek için kapımıza dayanmışsa’’biz ölmek istemiyoruz ve ölmeyeceğiz’’diye savaşa girebiliriz. Yine Atamızın dediği gibi; ‘’ ulusun  hayatı tehlikeye girmedikçe, savaş bir cinayettir’’Savaşlarda her cepheden birçok can kaybı olur. Sivil halklar da mağdur olur ve suçsuz insanların ölümüne sebep olunur. Bu suçsuz insanlar ölmeseler bile hayatlarının geri kalanını problemler içinde geçirirler. Savaş insanların hayatlarını alt üst eder.Savaş sırasında insan hakları korunmaz ve bu haklara saygı gösterilmez.İnsanlar büyük haksızlıklara uğrarlar. Toplumda kargaşa olur düzen bozulur, hukuk kalmaz, suçlar yaygınlaşır. Toplumda güven ve emniyet kalmaz. İnsanlar zorunlu olarak toplu göçler yapmak zorunda kalır. Günümüzde komşu ülke Suriye’de bu durumu net olarak görmekteyiz. İnsanlar ülkelerini terk etmek komşu ülkelere sığınmakta mülteci olarak çadırlarda evlerinden uzak, muhtaç bir şekilde yaşamaktadır. Turistlerin özellikle kıyafet ve baharat almak için uğrak yeri olan Halep 2015’ten sonra tamamen sessizliğe büründü. Yüzlerce dükkan kapandı, yağmalandı, yakıldı. Yüzyıllardır süren bir kent alışkanlığı da tarihe karıştı...
Üç Şehrin Laneti, İshak Özlü, Patara Kitap
Suriye ve Türkiye halklarının geçmişten bugüne bağları ve ilişkilerinden kısaca bahseder misiniz?
Araplar, “Türkler bizi 400 yıl boyunca sömürdü” derken, Türkler ise, “Araplar bize ihanet etti, bizi arkamızdan vurdu” demektedirler.  Bu düşünce de ki iki millete Halep bir köprü olmuş, Arap kültürü ile Türk kültürünü adeta harmanlamıştır.Her iki halk arasında yoğun akrabalık bağları olan bir ülkedir. Kız alıp vermelerin çokça yaşandığı yerlerden biri Suriye ile Türkiye’dir.
Bundan sonrası için yazmak istediğiniz veya üzerinde çalıştığınız bir eser var mı? Yeni bir projeniz olacak mı? 
Elbette boş durmak yok. Yine gerçek hayattan alınan bir Roman’ın sonuna yaklaşmış durumdayım. İçimizden bir hanım’ın başından geçen ilginç olaylara hep birlikte şahit olacağız.
Son olarak söylemek istediğiniz bir şey var mı?
Ülkemin kitap okurlarını saygı ile selamlıyorum ve onlardan kadınlarımıza hak ettikleri o yüce değeri yaşatarak vermelerini ümit ve talep ediyorum.

15 Şubat 2020 Cumartesi

SU GÜNLÜKLERİ - 1 BİZ ARKADAŞ MIYIZ? HANZADE SERVİ - ALİ BENİCE

Şubat 15, 2020
Birinin günlüğünü okuduğumuzda bu bizi arkadaş yapar mı? Hanzade Servi'nin neşeli anlatımı ve Ali Benice'nin ele avuca sığmayan resimleriyle kahkahayı garantileyen Biz Arkadaş mıyız?, çocuklara okumayı sevdirme konusunda zürafaları amuda kaldırabilecek kadar iddialı ''Su Günlükleri'' serisinin ilk kitabı. Sosyal medyanın içinde âdeta kaybolan günümüz çocuklarına buram buram mizah kokan bir okuma serüveni vadeden bu eğlenceli roman, Su Hoşeda EnMutlu adında bir kız çocuğu ile yakın çevresinin başından geçen gülünç (bazen de düşündürücü!) olayları konu ediniyor. Aile ilişkileri ve gerçek dostluğun temellerine değinen Biz Arkadaş mıyız? içten hikâyesinin satır aralarında hayata dair önemli paylaşımlarda bulunmayı da ihmal etmiyor; hayal kırıklığı yaşamamak ve ikinci şansları kaçırmamak adına önyargılarımızdan uzaklaşmayı ve herkesi olduğu gibi kabul etmemiz gerektiğini hatırlatıyor. Dikkat! Bu matrak kitap (ya da günlük mü desek acaba?) yüksek dozda espri içerir. Su H. EnMutlu'nun (ne havalı isim ama!), hayatı bir hayli eğlenceli. Nev'i şahsına münhasır ebeveynleri, asık suratlı ablası ve fırlama kardeşiyle her günü farklı bir macera! Tabii hayatına renk katması hususunda, sınıf arkadaşlarının ve öğretmenlerinin hakkını da yememeli… Okulla ev arasında mekik dokumakla geçen günlerinin içine greyfurt sıkan (hadi ama hep limon sıkılacak değil ya!) ödevleri de olmasa, değmeyin keyfine! Epeydir, Su'nun başı 'ödevbozar canavarlarla' dertte. Nedense ödevleri hep bir kazaya kurban gidiyor. Ve de öğretmenleri buna inanmamakta ısrarcı oluyor. Bu arada, Su'nun eline çok önemli bir sanal bellek geçiyor. Bir an önce ondan kurtulmalı, yoksa sosyal medyada her an yer yerinden oynayabilir! Ah, bir de öğretmeninin verdiği ödevi hazırlaması gerekiyor: ''Ailenizdeki en ilginç kişi kim?'' Hımm, zor ödev. Acaba kimi seçse? 110 yaşında sıra dışı bir büyük büyük ninesi olacak değil ya?! Yoksa var mı gerçekten böyle birisi?.. Başkahramanının adına ve şanına yaraşır şekilde SU gibi akıp giden bu komik (hatta çoook KOMİK!) kitap, arkadaşlık kavramının önemini ve hayatımıza kattığı anlamı sorgularken, okurunu can evinden vuracak bir soru oku fırlatıyor: ''Arkadaşınız olmayan biri için iyilik yapar mısınız?''

OKUYORUM

Okuyorum.org, kitaplar ve yazılı eserler hakkında çeşitli meslek gruplarından kişilerin görüşlerini paylaştıkları blogdur. Kitapların içerikleri hakkında bilgi alabilir, yorumları, aktuel konuları, yazarlarla söyleşileri okuyabilir, sizlerde yorumlarınızla aramıza katılabilirsiniz.




2020 KİTAP FUAR TAKVİMİ

Kitap Blogunuz Okuyorum.org olarak 2020 kitap fuarı takvimini tarihsel sırasıyla siz değerli okuyucularımızla paylaşıyoruz. 2020 Kitap F...

Kitap Blogu Arşivi İçin Tıklayınız