[guncel][carousel][10]

19 Eylül 2019 Perşembe

ŞİİR YAZMAK İÇİN DUYGU ASLA YETMEZ

Eylül 19, 2019
Kitap blogunuz Okuyorum.org olarak Yüreğim Gurbet isimli şiir kitabının yazarı Halime Adıgüzel ile bir söyleşi gerçekleştirdik.
Yüreğim Gurbet, Halime Adıgüzel, Kırmızı Leylek Yayınları
Yüreğim Gurbet, Halime Adıgüzel, Kırmızı Leylek Yayınları
Kitap blogunuz Okuyorum.org’un sorularını yanıtlayan Yazar/Şair Halime Adıgüzel, şiir yazmak için duygunun asla yeterli olmayacağını belirterek “Çünkü kelimelerin gizli dünyasını keşfedemezseniz sadece his olarak kalır o nasıl ki bir bahçıvan çiçeği yetiştirir kelimeler de sizin elinizde o şekil alır.” dedi.

Merhaba hocam, Halime Adıgüzel kimdir, kısaca kendinizi tanıtır mısınız?
22 Nisan 1993’te Nevşehir’in Acıgöl ilçesine bağlık Topaç köyünde doğdum. Liseyi Nevşehir İmam Hatip Lisesi’nde, lisans eğitimimi Konya Necmettin Erbakan Üniversitesi’nde tamamladım. Şu an kamuda din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmeni olarak görev yapıyorum

Şiir yazmaya ne zaman başladınız?
Şiir yazmaya ilkokul üçüncü sınıfta “Benim öğretmenim bana dönsün” isimli şiirimle başladım.

Şiir yazan; paylaşmaya cesaret edemeyen okuyucularımız için soruyorum. Şiir yazabilmek için duygu yeterli midir; duygunun yanında okumak mı gereklidir? Şiir yazmak isteyen okuyucularımıza neler tavsiye edersiniz?
Şiir yazmak için duygu asla yetmez çünkü kelimelerin gizli dünyasını keşfedemezseniz sadece his olarak kalır o nasıl ki bir bahçıvan çiçeği yetiştirir kelimeler de sizin elinizde o şekil alır.

Sizi şiir yazmaya yönlendiren sebepler nelerdir?
Kendimi anlatmayı seviyorum aslında ya da başkalarının yaşayıp da dile getiremediklerini kelimeler kulağa ahenkli gelmeyince sanki anlatmak istediğim yarım gibi geliyor ve bazen sayfalarca anlatamayacağınız bir şeyi bir kaç mısra anlatır.

Yüreğim Gurbet, Halime Adıgüzel, Kırmızı Leylek Yayınları
Yüreğim Gurbet, Halime Adıgüzel, Kırmızı Leylek Yayınları
 Yüreğim Gurbet isimli şiir kitabı Kırmızı Leylek Yayınları tarafından yayımlandı. Kitabınızdan kısaca bahseder misiniz?
Yüreğim Gurbet kitabı aslında benim ilk deneyimim. Yıllarca bana kalan şeylerin insanlara sunulması.

Halime Adıgüzel olarak mutlaka gerçekleştiremediğiniz hayalleriniz, düşleriniz vardır. Hayattan beklentileriniz nelerdir?
En büyük hayalim öğretmen olmaktı sonrasında yazar. İlki çok şükür gerçekleşti yazarlıkta da yeni başladı hikâyem. Hayalime gelince belki daha başka kitaplar düşecek kalemimden.

Okuyorum.org okuyucuları için sorularımıza verdiğiniz cevaplar için teşekkür ederiz. 
Bende bu söyleşi için size çok teşekkür ederim.

YÜREĞİM GURBET 
Bazen ne çok yabancılaşırız kendimize, 
Tanıyor muyum bu aynadaki yüzü diye 
Sorasımız gelir içimizden 
Çünkü el âlem ne der kıskacına 
yakalanmışızdır birden 
Öyle kaptırırız ki kendimize “onlarla olmaya” 
‘Ben’ olmaya vaktimiz kalmaz bazen 
Olaylara verdiğimiz tepkiye 
Kendimiz şaşırırız ilk zaman 
Çünkü olduğumuz gibi değil, 
Olmak istediğimiz gibi davranır olmuşuzdur çoktan 
Aslında ben öyle demek istemedim, 
Sizin gibi de düşünmüyorum cümleleri 
Hep itelenir dile getirilmeden 
Çünkü korkarız ‘öteki’ olmaktan 
İçimiz ağlarken yüzümüz güldüğünde, 
Yaşarız yüreğimizdeki gurbeti 
Oysa gerçekleşmek değil miydi 
Yıkılan hayallerin niyeti 
Boğazımızdaki düğümler yüzünden 
konuşamadığımızda 
Öğreniriz başımızı yana çevirmeyi 
Hıçkırıklarım duyulmasın diye 
mutfakta bir şeyler devirmeyi 
Bazen farkında bile değilizdir yüreğimizdeki gurbetin 
Ne kadar yabancılaştığımıza o aynadaki ‘ben’in… 
Şöyle uzaktan kendimize bakmadıkça
Farkına varmayız değiştiğimizin 
Delice kınadığımız şeylere dönüştüğümüzün 
Oysa bu hayat bizim, 
Bu ömür bize verilen en büyük hediye 
En büyük servetimizi başkası için harcamak niye 
Biliriz ki insanoğlu kıymet bilmez, çabuk unutur 
Ne kadar fedakârlık yaparsan yap, 
Gün gelir karşılığı yapmasaydın olur 
Bu yüzden önce kendisiyle barışmalı insan, 
Yüreğine kendine özel dünya kurmalı 
Öyle sağlam olmalı ki temelleri, 
Giden kim olursa olsun hep ayakta kalmalı 
Yüreğine gurbet olmamalı insan, orası vatanı olmalı 
Sessizlikte dinlediği, kalabalıkta sığındığı limanı 
Hayat bize sormadan geçip giderken 
Kum saatindeki ömrümüz akıyor elden 
Öyleyse yüreğine gurbet olmaktan çıkmalı önce 
Bir konuda elinden geleni yapmışsa, 
Vicdan rahatlığı yetmeli bize 
Verdiğimiz çabanın gücü olmalı, 
Olmadıysa olmadı işte
Halime Adıgüzel

14 Eylül 2019 Cumartesi

YERLİ BİLİM KURGU YÜKSELİYOR KISA ÖYKÜ YARIŞMASI SONA ERDİ

Eylül 14, 2019
Yerli Bilim Kurgu Yükseliyor 8.Kısa Öykü Yarışmasında Kent Kitap Yazarı Tolga Eligül'ün aRİN isimli öyküsü ikinci oldu. Kitap Blogunuz Okuyorum.org olarak yazar dostumuz Tolga Eligül'ü tebrik ederken aRİN isimli öyküsünü sizlerle paylaşıyoruz
YERLİ BİLİM KURGU YÜKSELİYOR KISA ÖYKÜ YARIŞMASI SONA ERDİ

aRİN - TOLGA ELİGÜL

“Jüri kararını açıklasın?” diyerek onay hakkını jürilere açtı Hakim Bey.
Herkes kararı tahmin ettiği için çok sürmeden, uzak masaüstü bağlantılar bir bir onay vermeye başlamıştı. Kırmızı butonun o tok sesi doksandokuz ayrı evde yankılanıyor, suçlu olduğu onaylanıyordu. Fakat sadece tek bir user cevap vermeden ve oturumunu kapatmadan bekliyordu. Otuz saniye kuralı da aşılınca, güvenlik protokolünün ilk aşaması devreye girdi;
“Verify captcha – Ekrandaki görsellerde yer alan itfaiye musluklarını işaretle”
Üç saniye içinde ekranda uyarı çıktı, “User Active. Tekrar soruluyor.”
“Suçlu” Kırmızı buton ve “Suçsuz” Mavi Buton.
Yirmi saniye kuralı işlemeye başladı ve;
“Verify captcha – Ekrandaki görsellerde yer alan elektrik direklerini işaretle”
Üç saniye içinde ekranda uyarı çıktı, “User Active. Tekrar soruluyor.”
“Suçlu” “Suçsuz”
Şu, basit dava sadece bir kişi yüzünden, boşu boşuna uzuyor görünüyordu. Diğer jüri üyelerinden “F***, ..dür gitsin, Niye yaşasın ki?” vb. yazılar, yorumlara gelmeye başlamıştı bile. Güvenlik, argo sözcüğü algılayıp kamufle ediyordu. Tabii bir daha jüri olamayacak şekilde de fişleniyordu bu User; bilinçli yapılsın ya da yapılmasın.
Kısa bir bekleme sonrası artık on saniye işledi ve;
“Verify captcha – Ekrandaki görsellerde yer alan otomobilleri işaretle”
Üç saniye içinde ekranda uyarı çıktı, “User Active. Tekrar soruluyor.”
“Suçlu” “Suçsuz”
Cevap hala gelmeyince güvenlik protokolünün ikinci aşaması devreye girdi;
“Baskı altında mısın? Yanında tehlike unsuru sayılacak biri mi var?”
“Call 911”
“Güvenli – Taramaya izin ver”
Güvenli seçeneği kısa sürede işaretlenmiş olmalı ki, uzak bağlantıdaki kamera bulunduğu ortamı tarayıp görüntüyü internet sayfasına aktarmaya başladı. Birkaç dakika içinde üç-beş kişinin takip ettiği dava, ilgiyle takip edilen bir davaya dönüşüyordu. Son birkaç saniyede davayı takip sayısı yirmi milyonu geçmek üzereydi.
Ekranda sıradan bir oda vardı. Çocuk odası olduğu küçük bir yatak, etraftaki oyuncaklardan ve tavandaki, hareketli animasyondan belli oluyordu. Ekranın önünde hareket eden sadece bir karış kadar paletli bir robot oyuncaktı.
Güvenlik protokolü üçüncü aşamadaydı;
“User aRiN – Sanığın, Yapay Zeka yapmak, bunu sadece ve sadece kendi yararına kullanmak suçlaması hakkındaki görüşün nedir?”
“Suçlu” “Suçsuz”
Cevap tabii ki gelmedi. Bunun yerine ekranın sol üst köşesinde bir uyarı belirdi, “User aRiN yazıyor…”. Biraz sonra merak edilen yazı çıktı.
“Neden?”
Diğer üyelerden soruya cevap vermeye ya da küfretmeye çalışanlar oldu.
“Ne neden?” - “Bu bir şaka mı?” - “İşimiz gücümüz var s** k*****” - “Kimsin sen, kimin adamısın?” - “Çocuk musun sen? Ne biçim insanlar ayarlıyorlar. Ne biçim bir yönetim bu?”
aRiN tekrar yazmaya başladı;
“Neden yapmış?”
‘Sana ne’ler, sana mı kalmış’lar, konu bu değil’ler’ havalarda uçuşmaya başlamıştı. Her türlü sataşma olsa da bir-iki dakika arayla yazmaya devam etti aRiN;
“Peki. Sadece kullanmış mı onu?” birkaç dakika sonra bir tane daha. Artık tüm Dünya’da yüzelli milyon kişi tarafından takip edilmekteydi.
“Sordunuz mu? Sevmiş mi gerçekten? Sarılırken, yanağını okşarken, kokusunu içine çekerken, akşam uyurken yanın aldığında…”
Tabii ki sormamışlardı. Dava konusu belliydi. Suç olarak kabul edilmiş bir şey yapmıştı. Suçlu mu? Suçsuz mu? Suçlu! Suçu da ölümdü.”
Bir jüri üyesi tarafından, “Soralım bari” diye yazıldığı an Hakim Bey daha fazla dayanamadı ve yazışmaya katıldı, “Neden suçsuz olduğunu açıklar mısın? Doksandokuz jüri üyesi suçlu dedi, diğerlerini ikna etmek için tek bir şansın var; buraya yazarak herkesin düşüncesini değiştirmen gerek. Yoksa suçlu bulunacak; kanaatimi kullanacağım” Hakim çok netti.
Tek bir yazı yazma hakkı vardı, User aRiN’in, bir tane. Bu yazıyla diğer doksandokuz kişinin fikri değişecekti.
Ekranın sağ alt köşesine baktı. Takip sayısı iki milyarı geçmiş, benzin pompası sayacı gibi fırıl fırıl dönmekteydi.
Cevap vermesi gerekiyordu, cevabının da herkes tarafından kabul görüp sanığı kurtarması gerekiyordu. Ne yazık ki sanığın bundan hiç haberi yoktu ve hiç olmayacaktı. Tüm bunlar için tek bir şey söylemesi gerekiyordu.
Saniyeler birbirini kovalıyor, tahminen daha yeni sabrı tükenmiş Hakim’in son kalan zerreleri de tükeniyordu. Gene de, herkesten üstün yaratılmış beyni, tek bir açıklama ile çıkış yolu bulamıyordu. Tam bunu düşündüğü aklına bir fikir geldi. Neden olmayacaktı ki? Sonunda kararını verdi, içi rahatladı, mutlu oldu, gülümsedi bile denebilir.
Konuşma butonuna basıp, robotik bir ses ile;
“Çünkü yapan o değil; ben yaptım” dediği anda Hakim Bey, ekranda User aRiN’in üstüne sağ klik yapıp, Delete tuşuna bastı. Milyarların izlediği ekrandaki Robot’un başı önüne düştü, gözlerindeki ışık azalarak söndü; sanık serbest bırakıldı.

KAYBOLUŞLARIMIZ KİTAP YORUMU SUDE KAYA

Eylül 14, 2019
Yazar Sude Kaya, Kırmızı Leylek Yayınları'ndan çıkan Kayboluşlarımız isimli uzun öykü diyebileceğimiz acı dolu romanını Stefan Zweig’ın “Bilinmeyen Bir Kadından Mektup” eserinde olduğu gibi “mektup” türünde kaleme almış. Yazar Sude Kaya, akıcı, samimi ve okuyucuyu sıkmayan anlatımı öykü boyunca oldukça başarılı bir şekilde işlemiş. Kitap blogunuz Okuyorum.org olarak erkek ve kadın karakterlerin mektuplaşmasıyla okuyucuya sunulan bu uzun öyküyü mutlaka okumanızı tavsiye ediyoruz.
Sude Kaya, Kayboluşlarımız, Kırmızı Leylek Yayınları
Sude Kaya, Kayboluşlarımız, Kırmızı Leylek Yayınları

Bir Çift Yürek Kitap Yorumu Marlo Morgan

Eylül 14, 2019
50 yaşında doktor olan bir kadının ödül almak için gittiği Avustralya'da aborjinlerle tanışma hikayesinin ele aldığı eser insanları mutant ve gerçek olmak üzere ikiye ayırıyor. Şehir hayatında ki tüm bağlarından kurtulan kadın aborjinlerle birlikte aylar süren yürüyüşün ardından kendi öz benliğine dönüyor. 3 dolunay sürede geçen yolculuğun gerçekçi bir dille anlatıldığı eserde gerçek insanların (aborjinler) teknoloji olmadan nasıl sağlıklı yaşam sürdüklerini, içlerinde hiçbir kötü düşünceye izin vermeden geçirdikleri yaşam okuyucuyla paylaşılmış. Farklı bir tür eser okumak istiyorsanız bu sizin için mükemmel bir eser mutlaka okumanızı öneriyoruz.
Bir Çift Yürek Marlo Morgan
Bir Çift Yürek Marlo Morgan

10 Eylül 2019 Salı

Kitap Bastırmak İçin 10 Adım

Eylül 10, 2019
Hayalinizdeki kitabı yazdınız ve yayın sürecinde hata yapmak istemiyorsanız bu makalemizi sonuna kadar okumanızı öneriyoruz.
Kitap Bastırmak, Kitap Yayınlatmak
Kitap Bastırmak, Kitap Yayınlatmak İçin 10 Adım
Öncelikle kitap çalışmanızın tamamlanmış olması gerektiğini en baştan belirtelim. Kitabınıza etkili bir isim bulduktan sonra birkaç yakınınıza eleştirisel anlamda okutmanızda fayda var. Gelen eleştirilerin ardından yapacağınız güncellemenin ardından yazar profili oluşturmalısınız. Yayın evlerine göndereceğiniz 2 word ya da pdf dosyasında birinde tamamlanmış kitap dosyanız diğerinde sizi tek sayfada kısaca anlatan bir öz geçmişinizin olmasında fayda var. Bu aşamaları tamamladıysanız kitap bastırma, yayınlama süreciyle ilgili 10 adıma geçebilirsiniz:
KİTAP BASTIRMAK İÇİN 10 ADIM
1- Kitap dosyanız bilgisayar ortamında (word yada pdf) yazılmış olmalı.
2- Kitap dosyanızın giriş bölümünde eserinizin kısa bir özeti yer almalı. Bu özet bilgi eserinizi inceleyecek editörün işini kolaylaştıracaktır.
3- Kitap dosyanızı posta yoluyla mı yoksa elektronik ortamda e-mail yoluyla mı göndereceğinize karar vermelisiniz. Eserinizin izinsiz başkaları tarafından yayınlanmasında endişe ettiğiniz için taahütlü posta yoluna karar vermiş olabilirsiniz. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte e-posta yazışmaları da belge niteliği taşıyor. E-posta ile gönderdiğiniz eserinizi "Bilişim suçları" yasasından dolayı kimse izniniz olmadan yayınlamaya cesaret edemeyecektir. Eserinizi şüphe duymadan yayınevlerine e-posta olarak gönderebilirsiniz, bu süreci hızlandıracaktır.
4- Kitabınızı e-posta yoluyla göndermeye karar verdiyseniz yayınevlerinin iletişim bilgileri gerekiyor. Yayınevleri listesine kitapyurdu, idefix gibi online kitap satış sitelerinden ulaşabilirsiniz. Kısa bir google aramasından sonra yayınevleri sitelerinde e-posta adreslerini göreceksiniz.
5- Eserinizi yayınevlerine e-posta gönderdikten sonra belirli bir süre beklemeniz gerekiyor. Türkiye İş Bankası, Yapı Kredi gibi yayınevleri ortalama 3-6 ay süre aralığında dosyalarınıza yanıt veriyor. Dosyaların büyük bir çoğunluğuna da ret cevabı veriliyor. 6 ay bekletme ve ret cevabının otomatik verildiğini düşünüyoruz. Kısacası büyük yayınevlerinden bir referansınız yoksa boşu boşuna 6 ay bekleyebilirsiniz.
6- Gönderdiğiniz tüm yayınevlerinden birisi eserinizi yayınlamayı kabul ettiyse mutlaka telif sözleşmesi imzalamalısınız. Telif süresini beş-on yıl gibi uzun tutmamanızda fayda var. İlk eserinizde sözleşme süresi ortalama 1 yıl olarak belirleyebilirsiniz.
7- Artan maliyet ve ithal kağıt nedeniyle bazı yayınevleri sizden eserinizin basım maliyetini talep edebilir. Kitap baskı maliyetinin uçuk bir rakam olmamasına dikkat etmelisiniz. Kitap baskı maliyeti sayfa sayısına göre değişmektedir. Kırmızı Leylek Yayınları'ndan aldığımız kitap baskı ücretleriyle örnek vermek istiyoruz. Bin adet basılacak 80 sayfalık standart bir kitap için ortalama maliyet 4 bin liradır. Bu ücretin içinde matbaa, kapak tasarımı, editörlük ve dağıtım giderleri bulunmaktadır. Örnek kitap baskı maliyeti aşağıdaki tablodaki fiyatlara yakın ücretlerse düşünmeden kabul edebilirsiniz.
Kitap Basım Fiyatları Örnek Tablosu
Kitap Basım Fiyatları Örnek Tablosu
8- Yayınevi sözleşmesini imzalamanızın ardından süreç başlıyor. Yayınevi ıslak imzalı sözleşme ile Kültür Turzim Bakanlığı'na adınıza ISBN numarası ve bandrol almak için başvurur.
9- ISBN ve bandrol alınmasının ardından eseriniz matbaa tarafından basılarak Kitapyurdu, İdefix gibi online satış sitelerinin dağıtımcı şirketlerine teslim edilir.
10- Yazarın kitabının basılması ortalama 1 ay sürer. Basılmasının ardından satışa sunulması ise dağıtımcı firmaya göre ortalama 2 hafta sürmektedir. Yazar kitap basım maliyetini kendisi karşıladıysa yayınevinde dilediği kadar kitabı talep edebilir. Kalan miktar online satış sitelerinde satışa sunulmak üzere dağıtımcıda kalmaktadır. 

Kitap blogunuz Okuyorum.org olarak kitap bastırmak ile ilgili izlenmesi gereken 10 adımı kısaca sizlere aktarmaya çalıştık, umarım faydalı olabilmişizdir. Kitabınızın basımının ardından yapmanız gereken sosyal medya hesapları açmak ve tanıtım yapmak. Bir sonraki yazımız KİTAP BASIM FİYATLARI ne kadarı okuyarak süreç ile ilgili detaylı bilgi edinebilirsiniz.

OKUYORUM

Okuyorum.org, kitaplar ve yazılı eserler hakkında çeşitli meslek gruplarından kişilerin görüşlerini paylaştıkları blogdur. Kitapların içerikleri hakkında bilgi alabilir, yorumları, aktuel konuları, yazarlarla söyleşileri okuyabilir, sizlerde yorumlarınızla aramıza katılabilirsiniz.




KİTAP FUAR TAKVİMİ 2017-2018

Anadolu'da düzenlenen kitap fuarları sayısı her geçen gün artıyor, vatandaşlar kitap fuarlarına yoğun ilgi gösteriyor.  Vatandaşların...

Kitap Blogu Arşivi İçin Tıklayınız