[guncel][carousel][10]

7 Kasım 2019 Perşembe

YAZAR SUDE KAYA: YAZMADIKÇA HAYATIMDA BİR ŞEYLERİN EKSİK KALDIĞINI HİSSETTİM

Kasım 07, 2019
Kırmızı Leylek Yayınları'ndan çıkan Kayboluşlarımız romanının yazarı Sude Kaya, yazmadıkça bir şeylerin hayatında eksik kaldığını hissetmeye başladığını belirterek son zamanlarda daha çok kısa hikayeler yazmaktan zevk aldığını söyledi. Wattpad platformunda yazdığı hikayelerle ön plana çıkan yazar Sude Kaya ile Okuyorum.org takipçileri için röportaj yaptık.
Kayboluşlarımız kitabının yazarı Sude Kaya
Kayboluşlarımız kitabının yazarı Sude Kaya
Merhaba Sude hanım, Okuyorum.org takipçileri için bize kendinizi tanıtır mısınız?
Adım Sude Atmaca, 2 Ekim 2000 yılında İstanbul’un Kadıköy ilçesinde dünyaya geldim. Bulgaristan da bulunan Amerikan Üniversitesinde hazırlık eğitimi almaktayım. Okumaya olan merakım ablamın kitaplığıyla göz göze gelmem ile başlayıp, ortaokuldaki Türkçe öğretmenimin elime sözlük tutuşturmasıyla kesinlik kazandı.
Yazmaya ne zaman başladınız? Sizi yazmaya yönlendiren sebepleri merak ediyoruz.
Yazmaya ortaokulda, şiirler yazarak başladım ancak kısa süre sonra yazı yazmanın bana göre olmadığını düşünerek yazmayı bıraktım ve yazdığım şiirlerin hepsini çöpe attım. Sonraları internette hikaye devam ettirme gruplarında yer aldım. Birkaç yarışmada yer aldığım olduysa da işler benim için on üç yaşında annemi kaybettikten sonra ciddiye bindi. Wattpad üzerinden yayımladığım ilk hikaye kendimden ilhamla yazdığım kısa bir kurguydu. Kendimden emin olmadığım için kısa bir süre sonra kitabı yayımdan kaldırdım ve mitolojik bir kurguyla devam ettim. Böylece ‘Lilith’ ortaya çıkmış oldu. Yavaş yavaş yazmadıkça bir şeylerin hayatımda eksik kaldığını hissetmeye başladım. Daha çok hikaye yayımladım. Son zamanlarda daha çok kısa hikayeler yazmaktan zevk alıyorum. İnsanları gözlemlemeyi, bir ana odaklayıp o an üzerine uzunca düşünerek zamanı ve mekanı genişletmeyi seviyorum. 
Kayboluşlarımız, Sude Kaya, Kırmızı Leylek Yayınları
Kayboluşlarımız, Sude Kaya, Kırmızı Leylek Yayınları
Geçtiğimiz aylarda Kırmızı Leylek Yayınları'ndan  Kayboluşlarımız isimli romanınız raflardaki yerini aldı. Kitabınızı okuyan birisi olarak tebrik etmek istiyorum. Okuyucularımıza kısaca kitabınızdan bahseder misiniz?
Öncelikle teşekkür ederim. ‘Kayboluşlarımız’ okuyuculara ayrılığın evrelerini, bireylerin nasıl birer yabancıdan bütüne ve bir bütünden nasıl tekrar birer yabancıya dönüştüklerini anlatan bir kitap. Kitabı yazarken dikkat ettiğim noktalardan birisi olabildiğince karakter psikolojilerine odaklanmaktı. Karakterlerin birden bire birbirlerinden kopmasını istemedim. Süreci uzatabildiğim kadar okuyucu sıkmadan uzatabilmeye çalıştım. Umarım okuyucular keyif almıştır.
Uzun öykü diyebileceğimiz acı dolu romanınızı Stefan Zweig’ın “Bilinmeyen Bir Kadından Mektup” eserinde olduğu gibi “mektup” türünde kaleme almışsınız. Mektup türüyle birlikte akıcı ve merak uyandıran bir hikâye ortaya çıkarmış. Romanınızı mektup türünde kaleme alma fikri nasıl oluştu?
Açıkçası ‘Kayboluşlarımız’ tamamen plansız bir şekilde, “Acaba bir duyguyu hissetmeden onu gerçekçi bir şekilde yazabilir miyim?” sorusunun cevabı olarak ortaya çıktı. Aklımda sadece yansıtmak istediğim başlıca duygular vardı. İlk önce yazmak istediğim cümleleri toparladım daha sonrasında kendimi mektuplar yazarken buldum. Kitabın kurgusuna baktığımda da mektup kullanımının hikayeye daha çok derinlik katacağını düşündüm. Bu nedenle aralara kısa hikayeler ekleyerek mektuplara derinlik katmak istedim.
Wattpad’den eserlerini herkese açık bir şekilde yayınlayan genç yazarlara tavsiyeleriniz nelerdir? Sanal kitap platformundan gelen bir yazar olarak eserlerini bir yayınevinden yayınlatmalarını tavsiye eder misiniz?
Wattpad platformu için verebileceğim pek bir tavsiye yok. Wattpad de bulunduğum süre zarfında öğrendiğim birkaç şey oldu; Yazılarımdan memnun değilsem her gün yazmaya devam etmem gerektiğini, farklı türleri denemekten çekinmemeyi. Benim için en önemli ders hayatıma da uygulamaya çalıştığım herkesi memnun edemeyeceğim gerçeğiydi. Yazmaya ilk başladığım zamanlar yazılarımdan memnun değildim ve herkesin eleştirisini dikkate alarak bölümleri yazmaya çalışıyordum. Kendi anlatmak istediklerimden saptığımı fark ettiğim zaman buna bir son verdim. Farklı türler denedikçe de kendimi daha özgüvenli hissedeceğim yeni alanlar bulmuş oldum. Bu nedenle diğer yazar adaylarına da tavsiyem çok yazmaları, kendi anlatmak istediklerinden sapmamaları ve yeniliklere açık olmaları.
Yazılarını yayımlatmaya gelince, elbette tavsiye ediyorum. İster sanal platformda yazıyor olsun, ister kağıt üzerine yazıyor olsun yazar olmak isteyen adaylar geldikleri yerler üzerinden değil, eserlerinin içerikleri üzerinden değerlendirilmeli. Yazar adayı da geldiği yere değil, eserinin içeriğine güvenerek yayınevlerine başvurmalı.
Sude Kaya olarak mutlaka gerçekleştiremediğiniz hayalleriniz, düşleriniz vardır. Hayattan beklentileriniz nelerdir?
Sude Kaya olarak her gün yazmaya ve gelişmeye devam etmek istiyorum. Yeni konular için araştırma yapmak, her zaman yeni bir kurgu için heyecanlı olabilmek istiyorum. Yeni yerler keşfedip bu yerler hakkında kendi gözlemlerim üzerinden hikayeler yazmak istiyorum. İnsanları yeni kültür ve düşüncelerle tanıştırmak istiyorum. Yeni diller öğrenip kendimi bu dillerde ifade edebilmeyi istiyorum. Yazdıklarımla insanlara yardım edebilmeyi istiyorum. Sude Atmaca ne yapmak istiyor diye sorarsanız; Hayatı boyunca başarılı bir öğrenci olmayı umuyor.

6 Kasım 2019 Çarşamba

Savaş Sanatı Kitap Yorumu Sun Tzu

Kasım 06, 2019
Savaş Sanatı Kitap Yorumu Sun Tzu
Savaş Sanatı Kitap Yorumu Sun Tzu
Yaklaşık 3.000 yıl önce yazılmış bir askeri taktik kitabı. Niye okudum diye sorarsam adını o kadar çok duydum ki, okuyan arkadaşlarım o kadar çok gözümün içine soktu. Yapacak birşey yok deyip başladım okumaya. Zaten kısacık birşey. Gerekli mi diye sorarsanız, bence değil. Elimizde ki en değerli şey olan zamanı böyle kolay harcamamalı. -''Dostlarını kendine yakın tut, düşmanlarını daha da yakın!'' Eserde 384 tane savaş teorisi yer alıyor. Kitabın temel prensibi için söylenense , “Gerçek zafer,savaşmadan kazanılan zaferdir.” Birçok harp okulunda hala ders olarak okutuluyor. Umarım insanlar savaşı sanat olacak değil de barışı sanat olarak ele alırlar. Keyifli okumaklar...
Yorumlayan Kadir Şarkı

5 Kasım 2019 Salı

BELKİ BİR GÜN ANLATIRIM AYLİN BENDİS

Kasım 05, 2019
Belki Bir Gün Anlatırım, Aylin Bendis, Kent Kitap Yayınları
Belki Bir Gün Anlatırım, Aylin Bendis, Kent Kitap Yayınları
İlk gençlik yıllarında güzelliğine ve yaşam hikayesine hayran olduğu Ahsen isimli kadının aniden kaybolmasıyla birlikte ona ulaşmak için büyük çaba sarf eden Olgar'ın gözünden kaleme alınmış bu eşsiz romanı okurken aşkının peşinden koşan bir kadının yaşamı gözlerinizin önünde bir film şeridi gibi geçecek. 
Özel sektördeki işinden ayrılan olgar asıl mesleği olan oyun yazarlığına geri dönme kararı alır. Yazacağı ilk oyunda çocukluğunda etkisi altında kaldığı Ahsen hanımı yazma isteğini ve eksil bilgileri öğrenme isteğini annesine iletmesiyle başlayan hikaye annenin anlatılan sırlara sadık kalma isteğiyle her defasın "Belki bir gün anlatırım"  söylemiyle geçiştirilir. Türkiye 3. güzeli olan Ahsen, kendisine gelen evlilik tekliflerini ret ederek sevdiği adamın peşinden koşarak ideallerinden vazgeçer. Bankacılığı seçen Ahsen hanımla ilgili detaylı bilgilere ulaşmaya çalışan Olgar'ın eksik parçaları birleştirme niyetiyle giriştiği tüm çabalar sonuçsuz kalır.  Ahsen'e dair bilgilere tam anlamıyla ulaşayan Olgar'ın artık tek amacı Ahsen'in yaşamını oyuna dönüştürerek tiyatro sahnesine uyarlamaktır. Eksik kalan kısımları hisleriyle tamamlayan Olgar "Süveyda" adını verdiği karakter üzerinden ulaşmak istediği aslında Ahsen'in ta kendisidir. Kitapta okuduğunuz her satırda Ahsen'e ulaştığınızı sanıyor, ama ulaşamıyorsunuz. Kitabın sonuna kadar Ahsen'e ulaşma duygusunu tap taze tutan yazar merak duygusunu da her sayfada her defasında canlandırarak hikayeyi akıcı ve canlı kılmış. Hikaye istediğim sonla bitmese de öykü boyunca hikayenin sonunun nereye gideceği merakıyla son satıra kadar ilgi ve zevkle okudum. Paul de Senneville'den A Comme Amour'u dinlerken Aşk, acı, dram ve gençlik yıllarınızı hasretle anımsatacak bu romanı mutlaka okumanızı öneriyorum.

2 Kasım 2019 Cumartesi

MUSTAFA KALLİ DEĞERLER VE KAVRAMLAR HARİTASI KİTAP YORUMU

Kasım 02, 2019
Mustafa Kalli, Değerler ve Kavramlar Haritası
Mustafa Kalli, Değerler ve Kavramlar Haritası
Yazar Mustafa Kalli'nin Milli ve Manevi-Dini ve Ahlaki Değerler ve Kavramlar Haritası isimli kitabında Adalet, Ahiret, Aile, Akıl, Arkadaşlık, Barış ve Kardeşlik, Başarı-Başarısızlık, Bayrak, Bayram, Cahillik, Cami, Değerler ve Kavramlar, Dil, Din, Doğruluk, Dua, Dünya Hayatı, Düşünce Edeb ve Haya, Emanet, Ezan, Gençlik, Gıybet, Hac, İman, İnsan, İbadet,İsraf, Kader, Kandil Geceleri, Namaz, Medeniyet,Öfke, Ölüm, Temizlik, Şehitlik, Zekat, Zina, Ziyaret gibi konularda İslami makaleler yer alıyor.İnsan yaşamındaki A'dan Z'ye konulara göre Dini ve Ahlaki- Milli ve Manevi Değerler ve kavramları açıklayarak tasnifini yapan bu eseri mutlaka okumanızı öneriyoruz.

Hilmi Yavuz Yüzler ve İzler Kitap Yorumu

Kasım 02, 2019
Hilmi Yavuz Yüzler ve İzler Kitap
Hilmi Yavuz Yüzler ve İzler
"Portre yazmak zor zanaattır" diyor Hilmi Yavuz, daha kitabın ilk cümlesinde. "Hele ki önünüzde bu alanın büyük ustaları sıradağlar gibi duruyorken..." Yüzler ve İzler kitabı, evet bir portreler kitabı. Tanıdığı, tanık olduğu, duyduğu yahut okuduğu önemli şahsiyetler hakkında kaleme alınmış yazılardan oluşuyor. Babası ile başlayıp babasının ölümü ile bitiriyor kitabını. Peki kimler var başka? Kimler yok ki: Cemal Süreya, Edip Cansever, İlhan Selçuk, Orhan Pamuk, Hasan Ali Yücel, Tezer Özlü, Behçet Necatigil, 3. Selim, Cemil Meriç ve adını sayamadığım niceleri. Her birinden bir anı yahut rivayet aktarıyor hocamız. İsimlerini saydıklarım arasında elbette her okurun bildiği, merak ettiği bir yahut daha fazla kişi vardır. Mesela şöyle bir örnek vereyim kitaptan. Hasan Ali Yücel'in bir eserinden alıntı yapıyor Hilmi Yavuz: "Merkezefendi yakınındaki bir mevlevihaneye gece yatısına giderdik." Bu mesela benim için ilk kez duyduğum bir bilgiydi. Muhakkak her okur için kendince güzel bir deneyim olacaktır Yüzler ve İzler. Orhan Pamuk, İlhan Selçuk Yaşar Nuri Öztürk ile ilgil bölümler için bile okunası bir eser okurlarını bekliyor. Hilmi Yavuz'dan okuduğum ilk eserdi bu. Yahya Kemal'den alıntılarsak, "kökü mazide olan ati"dir kıymetli hocamız. Bunun yanında Ayraç Dergisi'nin kendisini konu edindiği 71. sayıda belirttiği gibi, entelektüel çölde yalnız bir vaha'dır. Neden mi? Okuyunca hak vereceksiniz. İyi okumalar 
Mehmet Keklikçi

OKUYORUM

Okuyorum.org, kitaplar ve yazılı eserler hakkında çeşitli meslek gruplarından kişilerin görüşlerini paylaştıkları blogdur. Kitapların içerikleri hakkında bilgi alabilir, yorumları, aktuel konuları, yazarlarla söyleşileri okuyabilir, sizlerde yorumlarınızla aramıza katılabilirsiniz.




KİTAP FUAR TAKVİMİ 2017-2018

Anadolu'da düzenlenen kitap fuarları sayısı her geçen gün artıyor, vatandaşlar kitap fuarlarına yoğun ilgi gösteriyor.  Vatandaşların...

Kitap Blogu Arşivi İçin Tıklayınız