[guncel][carousel][10]

26 Şubat 2020 Çarşamba

17. Tudem Edebiyat Ödülleri Resimli Kitap Yarışması sonuçlandı!

Şubat 26, 2020
Çocuk edebiyatı alanında ve resimli kitap dalında düzenlenen 17. Tudem Edebiyat Ödülleri'nde dereceye girenler açıklandı. 
Birincilik ödülüne Düş Kurdu isimli resimli öyküleri ile Serap Deliorman - Mehtap Temiz ikilisi değer görüldü.Türkçe çocuk ve gençlik edebiyatına çağdaş ve özgün eserler kazandırmak amacıyla 2003 yılından bu yana düzenlenen Tudem Edebiyat Ödülleri, 17. yılında çocuk edebiyatı alanında resimli kitap dalında, yetişkin edebiyatı alanında ise roman dalında düzenlenmişti. Ayfer Gürdal Ünal, Can Göknil, Deniz Üçbaşaran, M. Banu Aksoy ve Sedat Sever'den oluşan Resimli Kitap Yarışması seçici kurulu, geçtiğimiz günlerde Tudem Yayın Grubu'nun İzmir'deki merkez ofisinde düzenlenen toplantıda dereceye girenleri belirledi. 97 dosyanın başvurduğu yarışmada birincilik ödülünü Düş Kurdu adlı resimli öyküleri ile Serap Deliorman - Mehtap Temiz ikilisi kazandı. İkincilik ödülüne Evden Çıktığımda adlı sessiz kitabıyla Burcu Yılmaz, üçüncülük ödülüne ise Gece Parlayan adlı resimli öyküleriyle Ahmet Uzun - Tuba Kumaş değer görüldü. Dereceye giren isimlere, heykeltıraş Ozan Ünal'ın tasarladığı ödül heykellerinin yanı sıra birinciye 10.000 TL, ikinciye 7.500 TL, üçüncüye 5.000 TL para ödülü verilecek. 
Tudem Yayın Grubu'nun 35 yıllık yayıncılık birikiminin en değerli meyvelerinden biri olan Tudem Edebiyat Ödülleri, tarafsız duruşu, nitelikli eserleri ön plana çıkaran yapısıyla edebiyat dünyasının önemli referanslarından biri olma özelliği taşıyor. 

Resimli Kitap Yarışması Kazananları: 
Birincilik: Düş Kurdu (Serap Deliorman - Mehtap Temiz)
İkincilik: Evden Çıktığımda (Burcu Yılmaz) 
Üçüncülük: Gece Parlayan (Ahmet Uzun - Tuba Kumaş) 

Resimli Kitap Yarışması Seçici Kurulu: 
Ayfer Gürdal Ünal, Can Göknil, Deniz Üçbaşaran, M. Banu Aksoy, Sedat Sever

25 Şubat 2020 Salı

Masallara Konu Olan Şehirler Kan ve Gözyaşıyla Anılır Oldu

Şubat 25, 2020
Yazar İshak Özlü, İstanbul, Bağdat ve Halep'in Halifelere ve İmparatorlara ev sahipliği yapmış kadim üç şehir olduğunu belirterek; "Fazla değil 100 yıl önce Osmanlı bayrağı altında müştereken yaşayıp giden insanlardık. Bir zamanların 1001 gece masallarına konu olan bu şehirler günümüzde kan ve göz yaşı ile anılır oldular. ‘’Halep oradaysa Arşın burada’’ ve ‘’Ana gibi yar, Bağdat gibi diyar bulunmaz’’ deyişleri ile her daim hafızalarımıza kazınmışlardır." dedi.
Üç Şehrin Laneti, İshak Özlü, Patara Kitap
Üç Şehrin Laneti, İshak Özlü, Patara Kitap
Geçtiğimiz günlerde Patara Kitap’tan çıkan Üç şehrin Laneti kitabının yazarı İshak Özlü ile Kitap Blogu Okuyorum.org takipçileri için keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.

Merhaba İshak bey, bize kendinizden bahseder misiniz?
Cevap:1959 Yılında Konya bozkırlarının batısında yer alan Ilgın ilçesine bağlı Olukpınar köyünde doğdum.12 çocuklu Çiftçi bir ailenin 9’ncu sıradan kendine yer bulmuş bir ferdiyim. Taşra yaşantım orta ve lise yıllarında da devam etti. Yatılı Askeri okul ve sonrası 20 yıl ülkemin doğusundan batısına güneyinden kuzeyine tayinler ile geçmiş bir ömür. Yurdumun her türlü insanı ile kuru ekmeği paylaşıp, odun isinde pişen çayı içtim. Evlendim bir oğlum ve bir kızım oldu. Okumayı,Fotoğraf çekmeyi, yüzü kırış kırış olmuş insanları dinlemeyi ve olmazsa olmazım hayvanlar ile doğayı çok seviyorum. 
Üç Şehrin Laneti kitabını yazmaya nasıl karar verdiniz?
Bodrum’da  cansız bedeni sahile vuran ve mültecilerin dramının sembolü haline gelen 3 yaşındaki Suriyeli Aylan Kurdi’nin yürekleri titreten o görüntüsü hafızamda resmetmişti. Bunca aile ölümü göze alarak bile bile neden yola çıkıyordu. Neydi onları bu yerlerinden yurtlarından eden sebep. Ayrıca 21 yüzyılın başında sınırımızda köle pazarları kurulmuş çocuk yaşta kızlar bir mermi parasına alınıp satılıyordu. Bunları görüyor,duyuyor ama öfkemi ve duygularımı paylaşamıyordum. Tüm bu haksızlıklara bir ses olmak istedim. Üç Şehrin Laneti kurgunun yanı sıra yaşanmış ve halen yaşanmakta olan olayların bir harmanıdır.
Üç Şehrin Laneti romanında olayların geçtiği üç şehir var: İstanbul, Bağdat ve Halep. Bu şehirlerin önemi nedir?
İstanbul, Bağdat ve Halep Halifelere ve İmparatorlara ev sahipliği yapmış kadim üç şehir. Bu üç şehir Türk ve İslam dünyasının tarih içerisinde ki yapmış olduğu yolculuklarda önemli olaylara ev sahipliği yapmış nirengi noktalarıdır. Fazla değil 100 yıl önce Osmanlı bayrağı altında müştereken yaşayıp giden insanlardık. Bir zamanların 1001 gece masallarına konu olan bu şehirler günümüzde kan ve göz yaşı ile anılır oldular. ‘’Halep oradaysa Arşın burada’’ ve ‘’Ana gibi yar, Bağdat gibi diyar bulunmaz’’ deyişleri ile her daim hafızalarımıza kazınmışlardır.
Suriye’de savaştan önce ana geçim kaynakları nelerdi? Ticari ve sosyal hayatı nasıldı?
Suriye’de savaştan önce Ticaret, tarım ve petrol ülkenin geçim kaynaklarıydı.Yağış olmaması kuraklığı genelleştirmiş insanların yaşam şartları zorlaşmıştı. Petrol gelirleri ise ancak ülkenin zaruri ihtiyaçlarını karşılamaya yetiyordu. Çok dinli ve çok dilli Halep Suriye’nin en önemli ticaret kentiydi. Tarihin en eski çarşısı sayılan Halep Kapalı Çarşısı savaştan önce şehrin en canlı noktalarından biriydi. Sokaklarının uzunlukları toplam 10 kilometre’den fazla olan Çarşıda ki çok sayıda kervansaray savaştan önce imalathane olarak kullanılır, esnaflar genel olarak; baharat, halı-kilim, dokuma, el işleri satarlardı.İhracatın ve üretimin olmadığı bir yerde Ticaretten ve refahtan bahsetmek ise çok zor.2011 yılında Suriye’de halk kitlesel gösteriler düzenleyerek baskıcı zorba Baas rejiminden bir miktar özgürlük talebinde bulundu. Sıkıyönetimin kalkması, gelir dağılımında adaletin sağlanması, Bireysel hakların genişletilmesi ve Baas partisi’nin ceberrut davranışlarından vaz geçmesi gibi.Esed rejimi ise, halkın bu taleplerine karşı, reform gerçekleştirmek yerine, ülke geneline yayılan geniş halk gösterilerini silahlı kuvvet kullanarak bastırmaya çalıştı.  Bu durum Suriye’de Esed rejimi ile muhalefet hareketi arasında iç savaşa neden oldu. İç savaş dolayısıyla Suriye vatandaşları komşu ülkelere ki milyonlarcası ülkemize sığınmak zorunda kaldı.  Bunca kötü koşulların yaşandığı bir yerde sosyal hayatında iyi olması elbette beklenemez. Halk fakir,halk umutsuz ,halk yaşantısından Mutlu değildi.
Savaşla ilgili düşüncelerinizi de merak ediyoruz. Savaşların toplumlar üzerindeki etkileri nelerdir?
Ulu önder ATATÜRK’ün dediği gibi Savaş zorunlu ve hayati olmalıdır.Ülkemiz savaşa girdiği zaman 7 den 70’e hepimizin evet bu savaşa ihtiyaç var demesi lazım. Düşman silahı alıp bizi öldürmek için kapımıza dayanmışsa’’biz ölmek istemiyoruz ve ölmeyeceğiz’’diye savaşa girebiliriz. Yine Atamızın dediği gibi; ‘’ ulusun  hayatı tehlikeye girmedikçe, savaş bir cinayettir’’Savaşlarda her cepheden birçok can kaybı olur. Sivil halklar da mağdur olur ve suçsuz insanların ölümüne sebep olunur. Bu suçsuz insanlar ölmeseler bile hayatlarının geri kalanını problemler içinde geçirirler. Savaş insanların hayatlarını alt üst eder.Savaş sırasında insan hakları korunmaz ve bu haklara saygı gösterilmez.İnsanlar büyük haksızlıklara uğrarlar. Toplumda kargaşa olur düzen bozulur, hukuk kalmaz, suçlar yaygınlaşır. Toplumda güven ve emniyet kalmaz. İnsanlar zorunlu olarak toplu göçler yapmak zorunda kalır. Günümüzde komşu ülke Suriye’de bu durumu net olarak görmekteyiz. İnsanlar ülkelerini terk etmek komşu ülkelere sığınmakta mülteci olarak çadırlarda evlerinden uzak, muhtaç bir şekilde yaşamaktadır. Turistlerin özellikle kıyafet ve baharat almak için uğrak yeri olan Halep 2015’ten sonra tamamen sessizliğe büründü. Yüzlerce dükkan kapandı, yağmalandı, yakıldı. Yüzyıllardır süren bir kent alışkanlığı da tarihe karıştı...
Üç Şehrin Laneti, İshak Özlü, Patara Kitap
Suriye ve Türkiye halklarının geçmişten bugüne bağları ve ilişkilerinden kısaca bahseder misiniz?
Araplar, “Türkler bizi 400 yıl boyunca sömürdü” derken, Türkler ise, “Araplar bize ihanet etti, bizi arkamızdan vurdu” demektedirler.  Bu düşünce de ki iki millete Halep bir köprü olmuş, Arap kültürü ile Türk kültürünü adeta harmanlamıştır.Her iki halk arasında yoğun akrabalık bağları olan bir ülkedir. Kız alıp vermelerin çokça yaşandığı yerlerden biri Suriye ile Türkiye’dir.
Bundan sonrası için yazmak istediğiniz veya üzerinde çalıştığınız bir eser var mı? Yeni bir projeniz olacak mı? 
Elbette boş durmak yok. Yine gerçek hayattan alınan bir Roman’ın sonuna yaklaşmış durumdayım. İçimizden bir hanım’ın başından geçen ilginç olaylara hep birlikte şahit olacağız.
Son olarak söylemek istediğiniz bir şey var mı?
Ülkemin kitap okurlarını saygı ile selamlıyorum ve onlardan kadınlarımıza hak ettikleri o yüce değeri yaşatarak vermelerini ümit ve talep ediyorum.

15 Şubat 2020 Cumartesi

SU GÜNLÜKLERİ - 1 BİZ ARKADAŞ MIYIZ? HANZADE SERVİ - ALİ BENİCE

Şubat 15, 2020
Birinin günlüğünü okuduğumuzda bu bizi arkadaş yapar mı? Hanzade Servi'nin neşeli anlatımı ve Ali Benice'nin ele avuca sığmayan resimleriyle kahkahayı garantileyen Biz Arkadaş mıyız?, çocuklara okumayı sevdirme konusunda zürafaları amuda kaldırabilecek kadar iddialı ''Su Günlükleri'' serisinin ilk kitabı. Sosyal medyanın içinde âdeta kaybolan günümüz çocuklarına buram buram mizah kokan bir okuma serüveni vadeden bu eğlenceli roman, Su Hoşeda EnMutlu adında bir kız çocuğu ile yakın çevresinin başından geçen gülünç (bazen de düşündürücü!) olayları konu ediniyor. Aile ilişkileri ve gerçek dostluğun temellerine değinen Biz Arkadaş mıyız? içten hikâyesinin satır aralarında hayata dair önemli paylaşımlarda bulunmayı da ihmal etmiyor; hayal kırıklığı yaşamamak ve ikinci şansları kaçırmamak adına önyargılarımızdan uzaklaşmayı ve herkesi olduğu gibi kabul etmemiz gerektiğini hatırlatıyor. Dikkat! Bu matrak kitap (ya da günlük mü desek acaba?) yüksek dozda espri içerir. Su H. EnMutlu'nun (ne havalı isim ama!), hayatı bir hayli eğlenceli. Nev'i şahsına münhasır ebeveynleri, asık suratlı ablası ve fırlama kardeşiyle her günü farklı bir macera! Tabii hayatına renk katması hususunda, sınıf arkadaşlarının ve öğretmenlerinin hakkını da yememeli… Okulla ev arasında mekik dokumakla geçen günlerinin içine greyfurt sıkan (hadi ama hep limon sıkılacak değil ya!) ödevleri de olmasa, değmeyin keyfine! Epeydir, Su'nun başı 'ödevbozar canavarlarla' dertte. Nedense ödevleri hep bir kazaya kurban gidiyor. Ve de öğretmenleri buna inanmamakta ısrarcı oluyor. Bu arada, Su'nun eline çok önemli bir sanal bellek geçiyor. Bir an önce ondan kurtulmalı, yoksa sosyal medyada her an yer yerinden oynayabilir! Ah, bir de öğretmeninin verdiği ödevi hazırlaması gerekiyor: ''Ailenizdeki en ilginç kişi kim?'' Hımm, zor ödev. Acaba kimi seçse? 110 yaşında sıra dışı bir büyük büyük ninesi olacak değil ya?! Yoksa var mı gerçekten böyle birisi?.. Başkahramanının adına ve şanına yaraşır şekilde SU gibi akıp giden bu komik (hatta çoook KOMİK!) kitap, arkadaşlık kavramının önemini ve hayatımıza kattığı anlamı sorgularken, okurunu can evinden vuracak bir soru oku fırlatıyor: ''Arkadaşınız olmayan biri için iyilik yapar mısınız?''

2 Şubat 2020 Pazar

Hece Dergi ve Hece Öykü ŞUBAT Sayısı Çıktı

Şubat 02, 2020
Hece Dergi ve Hece Öykü ŞUBAT Sayısı Çıktı
Hece Dergi ve Hece Öykü ŞUBAT Sayısı Çıktı
2019’da öykü değerlendirmesi: Necati Mert, Necip Tosun, Abdullah Harmancı Ali Haydar Haksal, Ali Ayçil, Mehmet Kahraman, Yunus Nadir Eraslan SÖYLEŞİ Alpay Doğan Yıldız ile Hikmet ve Âhenk üzerine Dinçer Eşitgin, Tuba Dere ile Kahramanlarıma Mektuplar üzerine Hatice Bildirici, İrem Ertuğrul ile Mahalledeki Hayalet üzerine Handan Acar Yıldız konuştu. TOPLANTI Hâle Sert’in kitabı Çocukça Bir Direniş üzerine konuştular: Hatice Bildirici, Abdullah Harmancı, Safiye Gölbaşı, Rüveyda Durmaz Kılıç
Web Siteye Özel %15 İndirimli almak için tıklayınız.

Ferda İzbudak Akıncı'dan Kış Ülkesi Çocukları

Şubat 02, 2020
İncelikli kalemiyle edebiyatımızda kendine has bir üslup yaratan Ferda İzbudak Akıncı'nın düşlerinden kopan Kış Ülkesi Çocukları, Kuzey Kutbu'na yakın hayali bir ülkede geçen, gerçeküstü bir serüvenin kapılarını aralıyor.
Ferda İzbudak Akıncı'dan Kış Ülkesi Çocukları
Ferda İzbudak Akıncı'dan Kış Ülkesi Çocukları
Merak duygusunu diri tutan olay örgüsü ve düşle gerçeği yarıştıran sürükleyici hikâyesiyle Bilgi Çağı çocuklarına yeni ufuklar sunan yazar, insan eliyle yaratılan teknolojinin hangi amaçlarla geliştirilebileceğini olağanüstü bir ütopik yaklaşımla ele alıyor. Yaşadıkları toplumun kendilerine dayattığı düzenin dışına çıkmak isteyen gözü pek bir çocuğun düşleri uğruna giriştiği kaçış macerasını sayfalarına taşıyan bu sürükleyici bilimkurgu romanı, başka bir dünya yaratmanın mümkün olabileceğini ama en önemlisinin buna inanmak olduğunu dile getiriyor. Karla kaplı tepeleri, çamları, bacasından duman tüten kırmızı kiremitli sivri çatıları, yapraklarını dökmüş çıplak dallı kayınları ve huş ağaçlarıyla bir masal ülkesini andıran Kış Ülkesi'nin güzellikleri anlatmakla bitmezdi. Her mevsim kışın yaşandığı bu ülkenin çocukları, sıcacık sobaların yanı başında kış masalları dinleyip Yaz Ülkesi'ni hayal ederek geçirirlerdi yılın dokuz ayını. Güneş de bu çocuklardandı kuşkusuz. Ama belki de aralarındaki en cesuru, en hayalperestiydi o. Vakit gelip de Yaz Ülkesi'ne gitmek için ailecek yola koyulduklarında aklında tek bir şey vardı. Geçirecekleri üç ayın sonunda eve geri dönmemek ve ''Başakların Olgunlaştığı Yer'' olarak da anılan Yaz Ülkesi'nin gizlerini keşfetmek. Üstelik bu yolda yalnız da değildi. Onunla aynı hayali paylaşan biri daha vardı…
Dört köşesinde dört mevsim yaşanan ülkelerin çocuklarını masal tadında bir serüvene davet eden Kış Ülkesi Çocukları, bilimi ve teknolojiyi insanlığın yararına kullanma yoluna giden hayali bir ülkenin eğrilerini ve doğrularını tartışmaya açarak, herkesi dünyanın bugünü ve yarını üzerine düşünmeye çağırıyor. İnsanın ''iyilik'' uğruna dâhi olsa doğaya hükmetme çabasını gündemine alan evrensel konusuyla dikkat çeken bu roman, okurlarını Samanyolu'nun, yıldızların, hatta yıldız kümelerinin arasında merak uyandırıcı bir yolculuğa çıkarıyor.

OKUYORUM

Okuyorum.org, kitaplar ve yazılı eserler hakkında çeşitli meslek gruplarından kişilerin görüşlerini paylaştıkları blogdur. Kitapların içerikleri hakkında bilgi alabilir, yorumları, aktuel konuları, yazarlarla söyleşileri okuyabilir, sizlerde yorumlarınızla aramıza katılabilirsiniz.




2020 KİTAP FUAR TAKVİMİ

Kitap Blogunuz Okuyorum.org olarak 2020 kitap fuarı takvimini tarihsel sırasıyla siz değerli okuyucularımızla paylaşıyoruz. 2020 Kitap F...

Kitap Blogu Arşivi İçin Tıklayınız